- Anladığım kadarıyla, "Hatalarım, günahlarım, sevaplarım, başarılarım, yenilgilerimle ben benim ve bugün hepsini de sahipleniyorum," diyorsunuz.
+ Evet öyle diyorum ve bunu anlamlı buluyorum. Çektiğim hiçbir acı nedensiz değil. Ben onlar sayesinde "ben" oldum.
Aslında pırıl pırıl bir özüm olduğunu, içimde pırıl pırıl bir Doğan olduğunu ve onun sesinin duyulması gerektiğini erkenden fark etmek isterdim.
...
Çünkü insan kendi özünü ne kadar erken fark ederse, kendisiyle ne kadar erken ilişki kurarsa o kadar yaşıyor demektir.
Türk insanı doğumdan itibaren ailede, okulda, toplumda, devletle ilişkisinde sürekli bir acizliği öğrenme sürecinde. O nedenle, başka bir toplumda sıradan bir vatandaşın kolayca ve rahatlıkla düşünüp yapacağı şeyi, benim vatandaşım çözme çabasına girmek yerine 'kaderi' kabul edip onunla yaşıyor.
Of course, the brain is a machine and a computer-everything in classical neurology is correct. But our mental processes, which constitue our being and life, are not just abstract and mechanical, but personal, as well-and, as such, involve not just classifying and categorising, but continual judging and feeling also. If this is missing, we become computer-like, as Dr P. was.