Hayatını ve kendini ciddiye alan herkes ara sıra tek başına kalmak ister. Yaşadığımız medeniyet, bizi gündelik hayatın dışsal gereklerinin girdabına öyle çekmiştir ki bu ihtiyacı pek anlamayız; oysa tüm çağlarda din ve felsefeler bu gereksinimin kişinin kendi potansiyelini gerçekleştirmesi için imkân sağladığını vurgulamıştır. Anlamlı bir yalnızlığa duyulan özlem kesinlikle nevrotik değildir; aksine, çoğu nevrotik kendi içsel derinliğinden çekinir ve kişinin yapıcı bir biçimde yalnız kalamaması nevrozun işaretidir. Yalnız kalma isteğinin nevrotik bir uzaklaşmanın ve geri çekilmenin işareti sayılması için kişinin başkalarıyla ilişki kurarken dayanılmaz bir güçlük yaşıyor olması ve yalnızlığı da bundan kaçmanın başlıca yolu olarak görmesi gerekir.
Kâinattan yapılan bir alıntı gibiyse eğer yaşadığın hayat
Tekrara düşen aşklarsa her defasında yeniden aradığın
Aynı kadınsa, aynı erkekse, aynı ülkeyse hep gördüğün
Yıllardır o bir şarkı, bir o şarkı canını yakıyorsa hâlâ senin
ipe sapa gelmez yanlışlardan kuruludur tüm doğruların
Değişmelisin Ruhunu geviş getirmen bitmeli
Sayfa 32 - Can Sanat Yayınları, 3. Baskı·Kitabı okuyor