Fatma Akyüz

9/10
·304 syf.··
2016 37. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2016 19:15
Son zamanlarda her kitap aldığımda, elim onun kitaplarına gitti. Merakla başlayan Saramago serüvenim, basılmış bütün kitaplarını okuyarak tamamlansın istiyorum. Okuduğum ve beğendiğim bir kitabın ardından, diğer kitaplarını da okumayı düşündüğüm yazarlar olmuştu herkes gibi. 1K’da en çok okunma, en yüksek puan gibi kriterlere bakarak okuyacağım kitaplara eklemişimdir bu yazarların kitaplarını. José Saramago’nun kitapları içinse böyle kriterlerle ilgilenmiyorum. Benim için her kitabı şimdiden değerli. *Alttaki paragraf biraz spoiler içerir* Kopyalanmış Adam da Saramago’nun okuduğum diğer kitapları gibi ilginç bir konuya sahip. Kitap, başkarakter Tertuliano Máximo Afonso’nun izlediği bir filmde, kendisine tıpatıp benzeyen bir oyuncuyu görmesiyle başlar. Bu durum için ‘benzemek’ kelimesi hafif bile kalır; sesinden, vücudundaki izlere kadar tamamen aynısı olan bu adamın varlığı, Máximo Afonso’yu derinden sarsar. Kopyasını bulmak için çok çabalar ve tanıştıklarında, artık hayatlarına eskisi gibi devam edemezler. Saramago’nun kitaplarında anlatıcı, kendini mutlaka belli eder. Konunun bir yerinde araya girer -ki bunu sık sık yapar, yokluğunu hissetmezsiniz- ve okuyucuyu başka düşüncelere savurur. Konuyu toparlamayı da iyi bilir, bu yüzden hikâyeden de kopmamış olursunuz. Bu kitaptaki anlatıcı, okuduğum üç kitabı içinde en muzip olanıydı. Özellikle kitabın ilk yarısında, beni çokça güldürdü :) Kitabın en sevdiğim yanlarından biri, başkarakter ile sağduyusu arasında geçen diyaloglardı. Kitabın sonu da oldukça başarılıydı. Saramago’yu okuyanlar bilir; yazı stili farklıdır, noktalama işaretlerinden sadece nokta ve virgülü kullanır. Diyaloglar da virgülle ayrılıp büyük harfle başlar, bu yüzden de kimin ne söylediği bazen karışır, konuşmanın başına dönmek zorunda
Kopyalanmış AdamJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20143,722 okunma
Reklam
8/10
·531 syf.··
2016 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2016 23:49
“Bu nasıl bir kitaptı böyle?” Kitabın sonlarına doğru düşüncemi anlatan cümle bu olsa gerek. Kendi hayatlarından kaçıp dünyadaki bütün kötülüklere bulaşan iki adamın hikâyesi. Kendilerini bilerek bataklığa sürükleyen iki adam... Kitabın konusunu beğenmesem de yazarın anlatımı, cümleleri okumaya devam etmemi sağladı. Hakan Günday’ın kendine has bir anlatımı olduğu tek bir kitabından bile anlaşılıyor. Kitap üç bölümden oluşmakta ve bence son iki bölümü kitabın değerini ortaya koyuyor. Çok fazla bir şey söylemek istemiyorum. Aklımdan geçen her söz spoiler gibi geliyor. Ama kitabı puanlama konusunda zorlandığımı belirtmeliyim. Ayrı puanlar verebiliyor olsam ilk bölüme 5, diğer iki bölüme 9 verirdim. Burada yazarın muazzam cümlelerini hesaba katıp bir puan belirledim. Hakan Günday’ın diğer kitaplarını okur muyum bilemiyorum. Diğer kitaplarında da hayata karşı karamsar karakterler göreceğimi tahmin ediyorum ve ben hayata karamsar bakmayı sevmiyorum. Eğer bir gün başka bir kitabını okursam, bu da özgün cümlelerini yeniden görebilmek için olur.
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
6/10
·96 syf.··
2016 28. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2016 00:51
Konuk Kaplan, Arjantinli yazar Jorge Luis Borges’in 1975-1985 yılları arasında hazırladığı, Babil Kitaplığı adlı fantastik edebiyat dizisinin 30 kitabından ilki. Seri ismini Borges'in öyküsünden almıştır. Her bir kitaptaki hikâyeler, farklı yazarların gerçeküstü öykülerinden oluşmakta. Çinli yazar P’u Sung-Ling’in 17. yüzyılda yazmış olduğu Liao-Chai adlı kitaptan alınan bu 14 öyküde; karakterlerin ölüp tekrar dirilmesi, yaşayan birinin Ölüler Ülkesi’ne gitmesi, insanların kaplana dönüşmesi, düşte görülenin gerçek olması gibi durumlara sıkça rastlanmakta. Tanıtım bülteninde de belirtildiği üzere; “Batı’da Binbir Gece Masalları ne denli önemliyse, Çin’de de Liao-Chai öyküleri o denli önemli”ymiş. Kitabın önsözünde Borges’in yazdığına göre; Çinliler kadar batıl inançlara inanan başka bir ülke bulunmamaktadır. Bu nedenle de doğaüstü sayılabilecek her şey, onlar için gerçek niteliği taşımakta. Bu öyküler dışında kitabın sonunda, Kırmızı Köşk Düşleri adlı kitaptan da iki öykü bulunuyor. Bu kitap, Çincenin en önemli klasik romanlarından sayılmaktaymış. Borges, kitabın tamamının çevrilmesinin hiç düşünülmediğini söylemiş. Belirttiğine göre; eğer kitap çevrilecek olsa, bir milyon kelimenin kullanıldığı üç bin sayfalık bir eser olurdu. Arjantin Ulusal Kütüphanesi’nin yöneticiliğini de yapmış olan Borges, Büyülü Gerçekçilik akımının öncülerindendir. Kütüphane görevine başladığı süreçte görme yetisini kaybetmiştir. Editörün "Obur Okur" olarak adlandırdığı Borges'in bu durumla ilgili söylediği şu sözü etkileyicidir : "Bana aynı anda hem 800.000 kitabı hem de karanlığı veren Tanrı'nın muhteşem ironisi". Henüz okumadığım Gülün Adı kitabındaki kör kütüphaneci karakteri için Umberto Eco, Borges'dan esinlenmiş. Birkaç aydır haberdar olduğum bu edebiyat dizisinin ilk
Konuk KaplanP'u Sung-Ling · Kırmızı Kedi Yayınları · 20175 okunma
9/10
·264 syf.··
2016 27. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2016 02:24
Karısını Şapka Sanan Adam, Nörolog Oliver Wolf Sacks’in kendi hastalarının hikâyelerinden oluşan bir kitap. Toplam yirmi dört vakanın anlatıldığı bu kitaptaki hastalıkların neredeyse tamamının çaresi bulunmamakta. Anlatılan vakalar birbirinden ilginç ve etkileyici olmakla birlikte, maalesef trajik. Kitabın güzel yanlarından biri, anlatılan vakalar için özgün başlıkların kullanılmış olması. Örneğin kitaba ismini veren Karısını Şapka Sanan Adam vakasında; tanınmış bir müzisyen olan, yıllarca öğretmenlik de yapmış Dr. P.nin beyin ile göz arasındaki bozuk iletişimden kaynaklanan bir görme sorunu vardır. Birçok sorunla birlikte insan yüzlerini tanıma yetisini de kaybetmiştir. Yapılan muayene sonrası şapkasını alıp çıkacakken, eşinin kafasını şapka zannedip almaya çalışır. Bazı vakalar o kadar etkileyici ve hayret verici ki, kendimi Oliver Sacks’in yerine koyduğum, olayları onun gözünden yaşadığım oldu. Bazı vakalar da bana izlediğim yabancı film ve dizilerdeki hastalıklı karakterleri hatırlattı. Özellikle Tourette Sendromunun anlatıldığı Tikli Ray vakasındaki Ray, Fringe dizisinde -ki izlemeyenlere şiddetle önereceğim bir dizidir- bir bölümde oynayan muhteşem hesaplama yeteneği olan bir karakterdi benim için. Kitap fazlasıyla tıbbi terim içeriyor. İlk hikayelerdeki terimlerin genelde açıklaması verilmiş. Sonrasında terimlerle daha sık karşılaşmaya başlıyorsunuz fakat anlatılmak istenen çoğunlukla anlaşılıyor. Anlaşılmadığı yerde de Vikipedi sağ olsun :) Kitabın ortalarına doğru bu terimler nedeniyle hikâyeden ara sıra koptuğum da oldu tabii. Yine de bütün vakalar anlaşılabilmekte. Oliver Sacks’in yine hastalarını anlattığı bir kitap olan Uyanışlar(Awakenings) adlı kitabı sinemaya uyarlanmıştır(1990). Robin Williams’ın Oliver Sacks’i canlandırdığı, hasta rolünü de Robert
Karısını Şapka Sanan AdamOliver Sacks · Yapı Kredi Yayınları · 20206,4bin okunma
7/10
·168 syf.··
2016 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2016 15:27
Yaşı ilerlemiş bir kadın olan Chantal ve ondan dört yaş küçük sevgilisi Jean-Marc arasında geçen bu kitapta, çiftin ilişkisi ele alınıyor. Erkeklerin artık kendisiyle ilgilenmediğini düşünen Chantal'a, bir gün isimsiz bir mektup gelir ve olaylar bununla başlar. İlişkilerindeki yetersiz iletişimden kaynaklanan yanlış anlaşılmalar, çifti umulmadık sorunlara sürükler. Kitapta, yapılan bir davranış veya sözün, karşı tarafta nasıl farklı bir şekilde anlaşılabileceği üzerinde durulmuş. Bu apayrı düşünceler, aslında insanların birbirlerini ne kadar yanlış anlayabileceğini gözler önüne seriyor. Kitapta en ilgimi çeken söz, gözü "bir bireyin kimliğinin yoğunlaştığı nokta" olarak belirtmesi. Dostluk üzerine çiftin arasında geçen konuşmalar da dikkat çekici. Gözlem gücü yüksek bir yazardan güzel bir kitap.
KimlikMilan Kundera · Can Yayınları · 20132,571 okunma
Reklam