“ Kocasinin kollarinda uykuya dalmadan önce, yüzlerce gece, binlerce kere düsünüp durmustu. Rafo’nun onu sevkatle saran kollarinda, sevdasinin panjurlarini indirir, özleminin penceresini açar, bazen gün agarana kadar düsünürdü babasini.”
“ Dogruldu , göslerini kirpistirdi, pencereden demir sütunlarini gördü istasyonun... O koku...Deniz ve yosunla örülmüs İstanbul’un kokusu ... Tren usul usul, duvagini sürüyen bir nazli gelin gibi ilerliyordu istasyonda.”