Fatma

Fatma
@Fatma_5673
ألا بِذِكْرِ اللَّهِ تَطْمَينُ القُلُوبُ Kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur...
Allah'ı zikredip, kendi nefislerinde bulunanı değiştirmedikçe, Allah insanlar üzerindeki zillet ve acziyetlerini gidemeyecektir. -"Şüphesiz ki, bir kavim kendi nefislerinde olanı değiştirmedikçe, Allah o toplumun halini değiştirmez." (Rad, 11) Zikir sadece dil ile yapılan bir amel değildir. Kalbin zikri ile tamama erer. Hak ehlini Allah yolunda harekete ve çalışmaya sevk eden motor güç, dil ve kalbin zikridir. Bunların bir kenara bırakılıp unutulması, kişilere uyuşukluk verir. Batılın ilerleyişini, ne namaz kılanların dua ve gözyaşları ne de nafile oruçlar durdurabilir. İnkârcıların niyetlerini boşa çıkaracak olan şey, cilt cilt kitapların okunması ve faziletlerin münazarası değildir. İslâm düşmanlarını sarsan, kalplerine korku salan ve gayretlerini boşa çıkaran şey, Allah yolundaki sürekli bir mücadeledir. Yani, mevcut cahili düzeni değiştirip, Allah'ın emrettiği düzeni getirmek için yapılan cihaddır.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir müslümanın dedikodusunu dinleyerek ve tasdik ederek dedikoducuya cesaret vermek hiçbir müslümana yakışmaz. Mü'minin vazifesi, dedikoducu kimselere nasihat edip, onları bu hasletten vazgeçirmek ve dedikodu meclislerini, imani çalışmalara dönüştürmektir. -"Kardeşinin şahsiyetini (dedikodulara ve saldırılara) karşı müdafaa eden kimseyi kıyamet günü Allah ateşe karşı müdafaa eder. "
Allah'ın Helal Kıldığını Haram Kılmak
Bazı kimseler Allaha yaklaşacakları zannıyla helal olan birtakım şeyleri kendilerine haram kıldılar. Halkın önderi konumundaki Peygamber (sav) bu gibi yanlış düşünceleri işittiğinde hemen engel oluyor ve yanlışlıkları düzeltiyordu. Buhârî ve Müslimde nakledildiğine göre bir kimse: "Sürekli oruç tutup, hiç iftar etmeyeceğim" dedi. Bir başkası:"Bütün gece namaz kılıp, hiç uyumayacağım" dedi. Diğer birisi de: "Ben de hiç et yemeyeceğim" dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sav): "Oysa ben hem oruç tutar, hem de iftar ederim. Hem gece namazı kılar hem de uyurum. Kadınlarla evlenirim ve et yerim. Benim sünnetimden yüz çeviren benden değildir." buyurdu.
"Şeytan fakirliği öne sürerek sizi korkutur." (Bakara, 268) Bu olay, müslümanın Allah yolunda infaka niyetlendiği veya kendisinden infak talep edildiği zamanlarda tezahür eder. Şeytan vehimler vererek, infak neticesinde malın eksileceğini oysa kişinin bu mala muhtaç olduğunu söyler. Hatta Kur'an'dan delil getirir: "Allah hiçbir nefse kaldıramayacağı şeyi yüklemez." (Bakara, 286) Şeytan bu vesveseler sayesinde insanı Allah yolunda infaktan alıkoymuş ve Allah ile arasındaki alışverişi bozmuş olur. Peygamber (s.a.v.), fakirlikten korkmamayı ve Allah yoounda infak edenlerin ulaşacağı ecri şöyle anlatmıştır: "Allah sadece temiz olanı kabul eder. Temiz kazançtan tasadduk edilen tek bir hurmayı sağ eliyle kabul eder. Sonra, sizin ufak sıpanızı özenle büyüttüğünüz gibi, o sadakayı dağ oluncaya dek yetiştirip büyütür."
"İnanan kullarıma söyle, en güzel şekilde konuşsunlar. Doğrusu şeytan aralarını bozmak ister. Şeytan insanın apaçık düşmanıdır." (İsra, 53) Dil, vücudun en tehlikeli organıdır. Çünkü, cenneti kazanan mü'minler de cehennemlik olan kâfirler de hep dillerinin işledikleriyle bu hali hak ederler. Muaz (r.a.) Peygamber (s.a.v.)'e insanın cenneti hak etmesini ve cehennemden uzak kalmasını sağlayacak amelin ne olduğunu sordu. Bunun üzerine, Peygamber (s.a.v.) bu amellerin en önde gelenini, en üstününü ve zirvesini tek tek haber verdi. Sonra da: "Tüm bunlara sahip olabilmenin yolunu size öğreteyim mi?" diye sordu. Muaz (r.a.) "Evet ya Rasulallah" dedi.Peygamber (sav) mübarek dilini tutup; "Buna sahip ol!" dedi. Bunun üzerine Muaz (r.a.); "Söylediklerimizden dolayı hesaba çekilecek miyiz?" diye sorunca, Hz. Peygamber (s.a.v.): "Annen seni yitirsin ey Muaz! İnsanların yüzleri veya burunları üzere cehenneme atılmalarının yegane sebebi dilleriyle kazandıkları değil midir?" buyurdu.