Pencere Kuşu, dünyaya düşmüş bir düş gibi suskun ve mağrur gözlerle bakmıştı, 4 duvar ardından,saatlerce otururken, kahverengi demir parmaklıkların ardında günlerce kafes denen can bedende...
Martı Jonathan Livingston, umudun umudu
İnsanın yapamam dediklerini yapabileceğini göstermekle birlikte sabır ve azmin bir simgesi o sadece uçmak istedi ve bunu sevdiği için yaptı ama unutmayalım sadece sevdiği için ve o sadece öğrenmek istedi herkese rağmen her şeye rağmen yüreğinin benliğinin özünü keşfetmek ve ona doğru içindeki cennete uçmak istedi önce düşündü sonra düşündüğü her yerde var oldu sonra evet başardı o bir Martı'ydı ve martılar uçamaz diyenlere sen yapamazsın diyenlere aslında bir cevaptan çok bir çıkış yolu bir öğreti oldu ve o uçtu bir martı olarak şimdi düşün sevgili okur sen ne yapmak istiyorsun önce bir düşün sonra düşündüğün yerde var ol...
"Gnosei seauton" eski yunacada kendini tanı demek...
Düşünen her insan yolu, insanin icindeki saf hissiyatla birlikte benliğimizin kesfedilmemis güzelliklerine çikar...
"Zendagi migzara" afganca dilinde hayat devam ediyor demek, Afganistan talibanların saldırısına uğradığı zamn halk arasında kulaktan kulağa fısıldanan umut kaynağı olan bir cümle olmakla birlikte o katlanılması zor şartlar altında her şeye rağmen bir umudun var olabileceğini pes etmemek gerektiğini simgeleyen bir cümle...