O gece Türk obalarında uyku haramdı. Eller davullara vurur, oklar göğe fırlatılırdı. Sessizlik bozulurdu ki; Ay, karanlığın karnında yalnız kalmasın. Çünkü Türk için Kanlı Ay; ışığın esir düştüğü ama asla teslim olmadığı o kutsal andı.
Gök yaralanırsa yer susmazdı. Ay yeniden beyazına kavuştuğunda ise dünya, karanlığı bir kez daha mağlup etmenin huzuruyla nefes alırdı.
Gök gürlediğinde yer sarsılır, Ay kızardığında ise ruhlar uyanır. Çünkü biz biliriz ki; Ay’ın kırmızısı son değil, yeniden doğuşun sancısıdır.
beni bir kayığa bindirmişler, bilmediğim bir kıyıdan iterek uzaklaştırmış, öbür kıyıya doğru yöneltmiş, deneyimsiz ellerime kürekleri verip yalnız bırakmışlardı.