Fatma Ay

Yıllar önce unuttuğu bir sebebi vardı aslında, bu ağrıya hafızasının dehlizlerine gömdüğü günahının neden olduğunu belli belirsiz hissediyordu; ama kırk yıldır hatırlamamak için elinden geleni yapıyordu, sızlayan içini kurcalamıyordu, kurcalarsa ruhundaki çıban patlayacak, zaten zor dayandığı dünya tümden irine batacak.
Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Özgür'ü sadece gördüğü, imrendiği maddi şeylerin çektiği kanısında. Oğlunun isyankâr heyecanları olmadığını, bu şehri kafes gibi saran dağların ardında ne olduğunu hiç merak etmediğini düşünüyor. Oğlunun hayatı da hayalleri de bu kafesle sınırlı olduğu için üzülüyor. Daha on dokuz yaşında yaşlanmaya başlayan bir oğlum var diye düşünüyor. Şükran buna olgunluk diyor, oteli Mürşit’e rağmen çekip çeviren oğlu çabucak olgunlaştığı için gurur duyuyor. Oysa Mürşit'e göre bu daha oluşmadan çürüme, ama böyle düşündüğünü Şükran’a söylemiyor, söylerse aralarındaki mesafe daha da açılacak diye korkuyor.
Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Oğlu böyle bir şehirde sır saklamanın imkânsız olduğunun da farkında değil. Öğrenecek elbet, bir gün şehir dediği şeyin birbirini gözleyen sayısız gözden ibaret olduğunu o da anlayacak. Ama buna çoktan alışmış olacak ya da daha fenası başkalarını gözleyen sayısız gözden biri haline gelecek.
Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Oğlunu canla başla çalışırken görmek Mürşit'in duygularını karıştırıyor. Babamın oğlu o olmalıydı diye düşünüyor, ben, oğlum gibi bir oğul olsaydım babam mutlu ölürdü; oğlum babamın istediği gibi bir oğul olduğu için ben mutsuz öleceğim.
Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Mürşit oğlunun ağır hayalci olduğunu düşünüyor; ama aptal olmadığını da biliyor. Özgür oteli yenilemek için çok para gerektiğinin farkında. Genç yaşta zengin olanlara imreniyor. Onlardan biriyle ortak olsam ne güzel olur diye düşünüyor.
Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam