Özgür'ü sadece gördüğü, imrendiği maddi şeylerin çektiği kanısında. Oğlunun isyankâr heyecanları olmadığını, bu şehri kafes gibi saran dağların ardında ne olduğunu hiç merak etmediğini düşünüyor. Oğlunun hayatı da hayalleri de bu kafesle sınırlı olduğu için üzülüyor. Daha on dokuz yaşında yaşlanmaya başlayan bir oğlum var diye düşünüyor. Şükran buna olgunluk diyor, oteli Mürşit’e rağmen çekip çeviren oğlu çabucak olgunlaştığı için gurur duyuyor. Oysa Mürşit'e göre bu daha oluşmadan çürüme, ama böyle düşündüğünü Şükran’a söylemiyor, söylerse aralarındaki mesafe daha da açılacak diye korkuyor.