İlk bakışta gördüğüm her şey - yaşlılıktan titreyen çenesiyle yetmiş yaşındaki
buruşuk yüzü; seyrelmiş, rengi atmış, bakımsız sarı saçları;bir deri bir kemik kalmış mavi damarlı elleri - bana onun yanılıyor
olması gerektiğini, aşık olamayacağını söylüyordu. Nasıl olurdu da aşk bu sarsak, çelimsiz, kocamış bedeni harap etmeyi ya
da o şekilsiz polyester eşofmanın içinde barınmayı seçebilirdi?
Gerçekte Rustin’in irdeleyip araştırdığı bütün araştırma raporlarına göre, “ABD ve Britanya gibi ülkelerde yaşam standartlarında görülen ilerlemeler öznel mutlulukta ilerleme olduğunu göstermiyor.”
Mutluluğun ardından koşan milyonlarca erkek ve kadının devindirdiği bizimkisi gibi toplumlar daha da zenginleşiyorlar, ancak daha mutlu olup olmadıkları hiç de kesin değil.
Mutlu bir şekilde yaşamak bütün insanların dileğidir.
Ancak sıra yaşamı mutlu kılanın ne olduğunu açıkça görmeye geldiğinde,ışık el yordamıyla aranır:
Aslında mutlu yaşamı elde etme güçlüğünün bir ölçüsü şudur:Şayet insan yolda yanlış bir dönemece girmişse onu elde etmek için ne kadar didinirse ondan o kadar uzaklaşır.