Mutlu bir şekilde yaşamak bütün insanların dileğidir.
Ancak sıra yaşamı mutlu kılanın ne olduğunu açıkça görmeye geldiğinde,ışık el yordamıyla aranır:
Aslında mutlu yaşamı elde etme güçlüğünün bir ölçüsü şudur:Şayet insan yolda yanlış bir dönemece girmişse onu elde etmek için ne kadar didinirse ondan o kadar uzaklaşır.
Herkesin zihninde tanımladığı "normalleri" vardır. Bu normaller çoğu zaman davranışlara yansır. Bu durum çoğu insan için kendi olmayı imkansız hale getirir. Zihne kötü olarak kodlanan şeylerden ölesiye kaçar, kaçarken de kendinden parçaları yitirir. Veronika tam da bu nedenlerden ölmek istiyor.
Toplumun normal olarak kabul ettiği şeylerin dışına çıkma isteği ile damgalanma korkusu arasına sıkıştırılmış pek çok insandan biri Veronika. Onunla birlikte "normal olan" ve ötekiler arasında farklılık olmadığını bir kez daha öğreniyoruz. Öğrendikçe özgürleşiyoruz. Özgürleştikçe yaşıyoruz.
Diğer okurlara tavsiye ederim.
Tıpkı hapishanelerin hiçbir mahkümu düzeltemedikleri -yalnızca onlara yeni yeni suç yöntemleri öğretebildikleri- gibi, hastaneler de hastaları tümüyle gerçekdışı bir dünyaya alıştırırlardı, çünkü buralarda her şeyi yapabilir, davranışlarının sorumluluğunu almak zorunda kalmazlardı.