Fatma Banu İşler

Fatma Banu İşler
@Fatmabanu
Edebiyat özgürlüktür. Özellikle de birer değer olarak okumanın ve içedönüklüğün ayaklar altına alındığı bir çağda edebiyat, özgürlüğün ta kendisidir! Susan SONTAG
Puan vermedi·76 syf.·
2025 898. kitabı
Elinizde tuttuğunuz kitap 5 Şubat 1885’te Kongo’nun Kral II. Leopold’un özel mülkü ilan edilmesiyle başlayan ve 1908’te sona eren Kongo halkının kıyımına dikkat çekmek için bizzat İngilterede kurulmuş Kongo Reform Birliği tarafından Mark Twain’den istenmiş yardımın sonucudur. Bu özelliğiyle ilk uluslararası insan hakları kampanyasını başlatan çok önemli bir kitaptır. . S:5 (Yayınevinin notu)İle başladım söze, Kongo büyük bir soykırıma sahne oldu, Belçika Kralı II. Leopold 20 milyona yakın insanı tembel oldukları, yeteri kadar kauçuk toplamadıkları için öldürdü. İnsanların elleri, ayakları kesildi ve dünya bu olaya karşı büyük bir sessizlik içinde kaldı. Yaşananlar o kadar sarsıcıydı ki Kongo’da kısa süreliğine olanlara tanık olan Joseph Conrad hiçbir zaman suçluluk hissini atamadı, bu vahşet üzerine “Karanlığın Yüreği”ni yazdı. Ancak Mark Twain’in kitabıyla bu olaylara doğrudan dikkat çekilebildi, ve tarihte ilk kez uluslarası insan hakları kampanyası başlatan kitap oldu. Kitap, siyasi hiciv türünde bir kurgu olsa da Mark Twain, dönemin raporları ve tanıklıklarına da yer vererek belgesel niteliği de taşıyan ve Kongo vahşetini ya da daha doğrusu insanın para hırsını anlatan en önemli kitaplardan birini kaleme almış oldu. Emperyalizm karşıtlığını ve sivri dilini sakınmadan saldıran Mark Twain, hepimizin aklında olan bir fikri; bir diktatörün etrafında olan biteni kontrol edemeyince odasında nasıl krizler geçirebileceğini akıldan çıkmayacak bir biçimde canlandırıyor. Dünyanın sonunu hayal etmek, kapitalizmin sonunu hayal etmekten daha kolay.". S:8 #iyi#okumalar# Kral Leopold'un Kendi Kendine Konuşması
Edebiyat Siyaset
Kral Leopold'un Kendi Kendine KonuşmasıMark Twain · Oku Yayınevi · 20257 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Spoiler içeriyor.
8/10
·212 syf.··
2026 1. kitabı
Bazı insanlarla görüşlerimiz çok farklı olsa da hayatımızın bir döneminde onları çok farklı noktalara koyduğumuz, anlaşılmak istediğimiz ama çoğu insanın anlamadığı hislerimizi anladığı, duygularımıza tercüman olduğu için onları zihnimizde özel odalara koyarız. Benim için Emir Burak İşler bunun örneği yazarlardan biri oldu. Ne kadar bir şeyleri yargılamak istemesek de yargılayabiliyoruz ama bu kitap bana ne kadar zıt görüşte şeyleri söylese de benim için her zaman özel bir yeri olacak ve seneler geçse de hatırlayacağım bir kitap olacak. Kendi görüşlerimi bir kenara bırakıp edebi görüşlerimi söyleyecek olursam bir yazarın ilk kitabı ancak bu kadar iyi olabilirdi gibi düşünüyorum. 197 sayfa boyunca cümleler içerisinde mest olarak okudum ve çok etkilendim. Yaptığı eleştiriler, topluma karşı düşünce biçimi, ne kadar yer ve zaman belirtmese de günümüz Türkiye'sine yapılan eleştiriler, metaforlar mükemmel denilecek kadar iyi. İlk kitabın bu kadar iyi olabilmesinin mümkün olduğunu gördüm ve neredeyse her sayfada cümlelerin altını çizdim defalarca dönüp okudum bazı sayfaları. Bazı günler sadece altını çizdiğim cümleleri okumakla vakit geçirdim bu kitapla. Ben uzun zamana yayarak sindirerek okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum çünkü oldukça yoğun insanı derinden etkileyen yerleri var. Bu tarz melankolik edebiyata bayılan biri olarak son bölümüne kadar çok sevdim ancak son 10 sayfası hiç beklediğim tahmin ettiğim gibi değildi. Yine de çok iyi bir kitap olduğunu düşünüyorum ve yazarın müthiş bir yazar olduğunu düşünüyorum ama son 10 sayfada kapıcının kendini islama teslim edip acılarından kurtulduğunu görmemiz benim için realistik bir yaklaşım değil ve bunun tam intihar etmeye karar verdiği an olması da kafamda oturmadı. Müslüman olsaydım, kapıcı 197. sayfada tabureyi
İntihara Ayrılan ZamanlarEmir Burak İşler · Oku Yayıncılık · 20243 okunma
“İnsanları kim savaşa zorluyorsa ya da onları kitlesel cinayetlere kışkırtıyorsa, askerlerin güvenliklerine ve dertlerine karşı bütün malı mülkü ve ayrıca kendi hayatıyla sorumlu olsun.Sancak altında insanları seferberliğe çağıran kral, sancağı kendisi taşımalıdır. Ve eğer bir asker dilenecek duruma gelirse, kral da onunla çıkıp sokakta dilenmelidir. Eğer savaşlarda kulübeler, gecekondular yakılmışsa, saraylar ve kaleler de ateşe verilmelidir. Ve her zaman, cephede kurban gitmiş bir insan hayatı için, bir kral ya da bir bakan da “onur meydanı”nda vatan için huzur içinde yatırılmalıdır. Ve savaş için ortalığı kızıştıran on gazete yazarı, her bir askerin hayatı için rehine olarak verilmelidir!”
Nispeten “bakılabilir” başlayan fotoğraflar “Savaşın yüzü” bölümüyle kendini artık “bakılamayan” fotoğraflara bırakır. Çürümeye bırakılmış cesetlerin, yanmış bedenlerin ve savaşın asıl yüzüne ait diğer fotoğrafların, bir zamanların “övgüye layık hizmetleri” olduğunu ve bugün de öyle olabileceğini unutmamamız ve önüne geçmemiz için bu kitabı yanınızda taşıyın, açın ve gösterin: “Savaş budur!” İnsan, bu suçları vatanseverlik adı altında gururla ve neşeyle işledi; çürüyen cesetlerden biri olmamanız ya da çocuklarınızın öyle olmaması için bu çağrıya kulak verin: Savaşa Karşı Savaş!
Savaşa Karşı Savaş, Ernst Friedrich’in en önemli kitabıdır. Susan Sontag’ın “Fotoğraf sanatının şok terapi formunda sunulmuş hali” diye nitelediği bu kitap, Alman tıbbi ve askeri arşivlerinden alınmış savaşa ait çarpıcı fotoğraflara Ernst Friedrich’in eklediği yazılarla tüm insanlığa bir uyarı, bir mesajdır.