bir sürü aptalın saldırısına uğrayan, daha fazlasını da yok sayıldığı ahlaki vicdan, var olan ve daima var olmuş bir şeydir, yoksa ruh denen şeyin Bulanık bir fikirden öte olmadığı dördüncü zaman filozoflarının icadı değildir Zaman geçtikçe, birlikte yaşarken ve genetik değişimler olurken, vicdanımızı giderek damarlarımızda dolaşan Kanın rengine ve gözyaşlarımızın tuzuna buladık, bu da yetmiyormuş gibi gözlerimizi içimizi gören birer aynaya dönüştürdük, Sonuçta Gözlerimiz, ağzımızla inkar etmeye çalıştığımız şeyleri çoğu zaman hiç çekincesiz gözler önüne serer hale geldi.
Doğum, hastalık, ölüm Allah'ın emri. Anladık! Fakat ne bileyim, özlediğin bir işte çalışmadan, içinde doğduğun şu dünyanın ötesini berisini hiç görmeden, taş üstüne bir taş koymadan, bir ağaçcağız olsun dikmeden, bir günceğiz olsun şunun bunun eteğini öpmeden yaşayamamak ve böylece dünyadan defolup gitmek de Allah'ın emri değil a!..