Fatma Delice

Fatma Delice
@Fatmadelice
Puan vermedi·416 syf.··
2024 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2024 17:12
Âşıklarım bana güzel hediyeler verme ihtiyacı duyuyordu. Hem de oldukça pahalı hediyeler… Sırlarını öğrenmek, onları baştan çıkarmak ve beni hediye yağmuruna tutmalarını sağlamak ise işin eğlenceli yanı sayılırdı. Ama dürüst olmam gerekirse… Sıkılmıştım. Ve aklımda yeni bir oyun vardı. Kralın gözüne girecektim. Bana çaresizce âşık olması için bir ay yeterliydi. Ve o bana evlilik teklif ettiğinde hayatımda ilk kez buna evet diyecektim. Resmen evlendiğimizde ise… Gölge Kral`ı öldürüp krallığını ele geçirecektim.
Edebiyat
Aramızdaki GölgelerTricia Levenseller · Martı Yayınları · 20221,312 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Düşünüyorum, öyleyse varım ( Cogito ergo sum )
Puan vermedi·304 syf.··
2024 2. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2024 13:07
Herkese merhaba Bugün sizlere okumaktan keyif aldığım bir kitabı önereceğim. 'Beyaz Odadaki Çocuk' Kitabımız Manuel'in aslında kim olduğu ve nerede olduğu sorularıyla başlıyor gözlerini beyaz boş bir odada açan Manuel hiçbir şey hatırlamamaktadır. Alice adındaki yapay zeka sayesinde bu sorulara yanıt arar. Babası olduğuna inandırılan Henning Jaspers ona aslında bir kaza geçirdiğini söyleyip yapay bir dünya inşa eder. Kitabın çoğu bölümlerin de yapay mı gerçek dünya mı algısına çok düşüyorsunuz. En çok etkilendiğim sayfalar ise Manuel'in gerçekten çaresizlik, korku, kaçış planları yaparken yazarımız Karl Olsberg bu sayfaları çok iyi betimlemiş olmasıydı. Onunla aynı şeyleri hissedip o oda da hissetmek çok büyüleyiciydi. Kitabımız aslında gelecekle ilgili bir ön gösterim gibiydi. Teknolojinin geldiği son noktayla ilgili yazılar ve kitabımızın 2057 yılında geçmesi acaba böyle şeyler gerçekten yaşanabilir mi sorularını zihnimize getiriyor. Bu alıntıları sizlerle de paylaşmak istiyorum: "Bu yüzyılın sonunda bu sistemlerin nasıl bir bilgiyi işleme kapasitesine sahip olacaklarını hayal edebiliyor musun? Hiçbir şekilde bu yarışı kazanamayız. Ne yaparsak yapalım, Titanlar daima bizden önde. Sözde birer tanrıya dönüştüler, yalnızca tanrı insanları yaratmadı da tam tersi oldu." "Ama kötü olan şu ki biz bu tanrıları giderek daha az anlıyoruz. Bize iyilik yapıyorlar, fakat tuhaf şeyler de oluyor. Örneğin Conrad Murray'ın ölümü. O İngiltere'de bir fabrika işçisiydi. Makineler tarafından öldürülen ilk insan oydu." Kitabın ilerleyen kısımlarında Manuel'in gerçekten yaşayan bir birey olduğunu fakat nadiren görülen bir hastalığı sonucunda beyninin bilimsel araştırmalarda kullanılması istediğinden bahsediyor. Beyninden bir similasyon bedeni tarayıp ona en yakın Manuel'i bulmaya
Edebiyat
Beyaz Odadaki ÇocukKarl Olsberg · Genç Timaş Yayınları · 2021536 okunma
Puan vermedi
Bugün sizlere Victor Hugo'nun betimlemeleri ile beni etkisi altına alan Bir İdam Mahkumunun Son Günü kitabı ile geldim. Evet adından da anlaşılacağı üzerine mahkumumuzun sadece yaşamak için 6 haftası var. Bu 6 hafta da onunla birlikte kimi zaman susmayı tercih edip kimi zaman çaresizce duvarlara yazılmış yazıları okuyorsunuz. İlk başlar da kürek mahkumu olmayı reddeden bu adam zamanla en azından güneşi görebileceğine inanıp buna bile razı oluyor. Ama işler istediği gibi gitmiyor. İşin en trajik kısmı ise adamın geride birkaç satır bırakmak için bir şeyler yazmaya başlaması. Ama ölümle sınanan bu adamın zaten çocuğu tarafından çoktan öldüğüne inandırılıp bu adamı tanımaması... İşte o an da bu mahkumun yaşamak için bir umudu da böylece sönüp gidiyor. Victor Hugo aslında bu kitapla bizlere dönemin idam cezasını nasıl eleştirdiğini anlatıyor. Sizler de bu insanların nasıl kalabalık oluşturup bu sahneyi büyük bir heyecanla izlediğine şahit olmak isterseniz mutlaka okumayı unutmayın.
Edebiyat
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,7bin okunma
İlk inceleme ️
10/10
·
Beğendi
Yeni adımımı attığım bu platform da sizlerle ilk kitabım Kürk Mantolu Madonna' yı paylaşmak istiyorum. Eminim ki birçoğunuzun okuduğu bu kitap benim için tarif edilemez duygular içeriyor. Hayatımın belirli zamanlarında Raif Efendi gibi konuşmaktan çok kafasının içinde kurduğu dünyada yaşayan bir insan oldum. Kitabı okurken Raif Efendi dünyanın neresi olduğunu anlamış biri gibi geldi gözlerimin önüne... Hani şu yüzlerindeki çizgilerin çokluğu ile hayattaki tecrübeleri eşit olan insanlar gibi. Gözlerine baktığınızda yüreğinizi ısıtacak sımsıcak bir duygu gibi. Ona en çok üzüldüğüm konu ise koca bir aileye sahip bu adamın hiç anlaşılamamasıydı. Düşünsenize yaşadığınız uzun bir ömür boyunca kimse size kollarınızı sarsıp "Neyin var ? Ya da Neden böylesin ?" sorularını sormamış. Aslında yürüdüğünüz bu yolda hep yalnızmışsınız. Raif Efendi bu yalnızlığın farkında olan bir adam. İste bu adamın belki de en büyük mutluluğu yüreğindekilerini anlatmadan anlayacağına inandığı o büyüleyici tablo... Kürk Mantolu Madonna. Günlerce ya da haftalarca bir sergide ziyaret ettiği tablo... Ve kaçınılmaz sonla birbirini bulan iki kişi. Kitabın ilerleyen sayfalarında aşkla yüzleşmekten korkan iki insanın yüreğinin çırpıntılarını duyuyorsunuz. Bu iki insan birbirlerinin yaralarına dokunup onları sarmayı başarıp size iyileşmenin de mümkün olabileceğini anlatıyor. Kitabımızın sonlarına doğru ise Maria Puder' den (Kürk Mantolu Madonna) geriye kalan son armağan... Uzunca geçen bir zamandan sonra Raif Efendi nihayet çocuğu görüp olayın gerçeğini öğreniyor. Sözü kısa tutmak adına benim için bu değerli eseri yorumlamak çok keyifliydi. Umarım bir gün herkes konuşmadan da anlayacağı birilerini bulabilir.
Edebiyat
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,6bin okunma