" Sahi bre Ali, yaşamamız, ölmekten bu kadar korktuğumuz, yaşamak ne işe yarıyor? Uğruna bu kadar alçaldığımız, zulmettiğimiz, haram yediğimiz, insan öldürdüğümüz yaşamak ne işe yarıyor? Sonunda işte böyle ya bir kasabayı ya da küçücük bir mezarlığı kokuyla dolduruyoruz. Vay babam, insan ölüsü de ne kadar kokarmış böyle, it leşinden de beter. Ben de böyle kokacak mıyım?"
Anadolu'yu yurt tuttan birçok eren anlatılmış.
Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli, Taptuk Emre, Yunus Emre, Kaygusuz Abdal ve niceleri...
Erenler bulundukları bölgelerde asayişi, huzuru da sağlamışlar.
Sonuç kısmında Dostoyevski'nin "Hepimiz Gogol'un Palto'sundan çıktık." sözüne ithafen "Türkler Ahmet Yesevi'nin cübbesinden çıkmıştır." benzetmesi güzeldi.
Kitap muhtemelen amacına hizmet etmiş olsa da kısa kısa anlatılmış olması ve daha çok ansiklopedik tarzda yazılmış olması nedeniyle beklentimin altında kaldı diyebilirim.