Adından da anlaşıldığı gibi genel olarak bir mahkumun son gününü anlatıyor kitap. Mahkumun suçu adam öldürmek ama bunun dışında konuyla ilgili başka bilgi yok. Bu da yazarın asıl anlatmak isteği şeyi ön plana çıkarıyor. Yazar ölüm cezasına karşı. Mahkumun psikolojisi ve ailesi üzerinden bu cezanın doğru olmadığını dile getirmeye çalışmış.
Tavsiye ederim.
Ülkenin birinde ölüm birden yok olur. En başta bu durum komşu ülkelerin kıskançlık duyduğu hoş bir durum gibi gözükse de çok sürmez.
Ölümün ortadan kaybolduğu ülkede din, yönetim, ticaret, ekonomi, sağlık ve aile yapısında çeşitli sorunlar meydana gelir. Yazar bu sorunları hem mizah katarak hem yererek anlatır.
İkinci bölüm diyebileceğimiz kısımda ölüm ete kemiğe bürünerek tekrar ortaya çıkar. Bu kez insanlara bir süre verip sürenin sonunda canlarını alacağına dair mektuplar gönderir fakat ölümün karşısına öncesinde hiç karşılaşmadığı bir sorun çıkar. Viyolonselciye giden mektup ısrarla geri gelir. Sonrasında devreye aşk girer.
Kitap, sakin kafayla okunmalı. Yazarın noktalama işareti olarak sadece nokta ve virgül kullanması okumayı zorlaştırıyor. Toplumdaki aksaklıkları mizah katarak yermesi en sevdiğim kısmı oldu. Sonuç olarak da ölümün de bir nimet olduğunı öğrendim.
Tavsiye ederim