Ah Mücellâ, karayemiş ağacıyla sınırları çizilmiş hayatın sahibi.. Ne çok istedim mutlu olmanı kendimce koyduğum mutluluk tanımıyla. Oysa sen hiç mutsuzluğundan dem vurmadın. Kimine göre boşa geçmiş bir hayat, kimine göre başkalarına feda edilmiş bir hayat.. Acaba diyorum sen nasıl tanımlardın hayatını?
Mücellâ, Nazan Bekiroğlu'nun zarif diliyle anlatılmış yarı gerçek bir hikaye. Babasını hiç görmemiş, annesinin baskısından sıyrılamamış, isyan edememiş, kendini sevdiklerine adamış, yalnız geçmiş bir hayat.. Yazar bu hayatı anlatırken dönemin yoksulluğundan, siyasetinden, ekonomisinden de bahsetmiş. Komşuluk, akraba ilişkileri bolca işlenmiş. Olmazsa olmaz aşk temel konu olmasa da ona da yer verilmiş.
E daha ne olsun bize de okumak düşer.
Not: Nazan Bekiroğlu kitapları bende zor ilerlese de kitabı bitirince tadı damağımda kalmış gibi hissediyorum.
Unutmak affetmektendir. Aşkın olduğu yerde açılmaz affın kapıları. Oysa kalbim tanık sen beni affettin. Ama sen yine de affetme beni ne olursun. Ne olur bana karşı da bir kırgınlığın olsun.
" Her insanın bir diğeri için bir bilinmez olmak ve engin bir sır olarak kalmak üzere tasarlanmış olması, aslında üzerinde düşünülmesi gereken çok muhteşem bir konudur."