Fatmanur

Güzel ahlâkın en mühim tecrübe noktası, eziyetlere sabretmek ve külfete tahammüldür. Başkasının kötü huyundan şikâyet etmek, kendisinin kötü ahlâkının delilidir. Çünkü güzel ahlâk demek, eziyetlere katlanmak demektir.
Sayfa 191·Kitabı okuyor
İslam
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Riyâzetin hulâsası ve sırrı:
Seninle mezara gelmeyecek ve orada bulunmayacak şeylerden ancak zarûret miktarı faydalanmaktır. Zarûrî ihtiyâcını teskîn edecek kadar yemek içmek, giymek, evlenmek gibi muhtaç olduğu diğer hususlardan istifâde eder, fazlasına bakmaz ve yaklaşmaz. Zira bunlardan fazla miktarda faydalanırsa, onlarla ünsiyet peydâ eder ve ölüm anında geri dönmek ister. Hâlbuki dünyaya dönüşünü ancak âhiretten nasibi olmayanlar ister. Bundan kurtuluş ise kalbin Allahu Teâlâ'yı bilmesi ve sevmesi ile mümkündür. Kalp, Allah'ı tefekkür eder, her şeyden kesilerek O'na bağlanırsa, o zaman dünyaya dönmek isteğinden kurtulmuş olur ki, bu hususta yardım ancak Allah'tandır. Bunun gibi dünyalıktan zikir ve fikre mâni olacak şeyleri izâle edecek miktar ile iktifa etmeli ve fazlasına gitmemelidir. Riyâzetin sırrına varamayıp bu hakikate eremeyenler, hiç olmazsa buna doğru yaklaşmalıdır.
Sayfa 182·Kitabı okuyor
Ebû'l-Abbâs Musıli nefsine şöyle hitap etmiştir: "Ey nefis, ne dünyada zenginler ve hükümdarlar gibi zevk u safâdasın, ne de âhiret için âbidler gibi mücâhede edersin. Böyle giderse, senin yüzünden cennet ile cehennem arasında mahpus kalacağım? Utanmaz mısın?"
Sayfa 179·Kitabı okuyor
İslam
Kendi kusurlarını bilmenin yolu
Mü'min, mü'minin aynasıdır. Başkasının kusurlarında kendi kusurlarını görür ve tabiatlerin hevâ-i nefislerine uymakta birbirlerine yakın olduklarını bilir. Birinde bulunan bir kusurun aynı, daha azı veya daha çoğu mutlaka diğerinde de vardır. Kendi kendini araştırmalı ve başkasında görüp hoşlanmadığı şeylerden kendini temizlemelidir. Şâyet insanlar başkalarında gördükleri kusurları kendileri de terk etse, artık başka bir terbiyeciye ihtiyaç kalmazdı.
Sayfa 176·Kitabı okuyor