“Yazma uğraşısı denildiğinde ilk belirginleşen kelime ‘yüzleşme’dir. İnsan yazarak yaşananlarla, geçmişle ve gelecekle yüz yüze gelir. Yazmanın belki de en önemli fonksiyonu yüzleşmedir. İnsan öncelikle kendi hikâyesi ile yüzleşir. Çünkü hayat kusurludur, yaşanırken tam gerçeği yansıtamaz. Bu yüzden yazarlar onu yeniden kurar, yazarak hikâyesini kusurdan arındırmaya çalışır. Yazarak tamamlanacağını düşünür. Yaşanan acıyı tanımlamak, iyice görünür kılmak için yitik günlerin peşinde dolaşmaktır yazmak. Yazmak, yitirdiklerine dokunmak, anlamak için geriye doğru yürümektir. Kendisinin en uzağına düşen insan yazmaya başlar. Kendisine yaklaşmak için yazar. Yazmaya başladığında saydam bir varlığa dönüşür, zaaflarını, güçlü yanlarını apaçık görür.”
Rasûlullah ﷺ şöyle duâ ederdi:
“Ey kitabı indiren, hesabı çabucak gören Allahım! Düşmanı hezîmete uğrat.
Ey benim Allahım! Onları perişan eyle.
Onları darmadağın eyle.”
(Buhârî, Cihâd 98)
#FreePalestine
“Çeşm-i ibretle nazar kıl dünyâ bir misâfirhânedir
Bir mûkim âdem bulunmaz ne garib kâşânedir
Bir kefendir âkibet sermâyesi şâh u gedâ
Bes buna mağrur olan Mecnûn değil de ya nedir”