Bilirdik ki her eşya zamanla eskir, her ağaç yaşlanır, yaşanan her ilişkinin mimik çizgileri derin kırışıklıklara dönerdi. Bunlar değer kaybettirmez, tam aksine bize daha fazla ait olmalarını sağlar, yaşanmışlık ve anlam katardı.
Bir oteli yönetmekle bir kurumu, geniş bir işletmeyi, bir ülkeyi yönetmek aynı şeydi aslında. İnsan kendini, olanaklarını tanımaya, gerçek sorumluluğun ne olduğunu anlamaya başlayınca bocalıyordu, dayanamıyordu. Ülkeleri yönetenler iyi ki bilmiyorlardı bunu; yoksa bir otel yöneticisinin yapabileceğinden çok daha büyük hasarlar yaparlardı yeryüzünde.