Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir.
(Spoiler içerir!)
Bir adam, bir gün, bir saatte sıradan, basit bir olay yaşar. Oysa olay değildir bizi içine çeken. Varoluşsal sancıdır cezbeden.
Hayal ile gerçeğin birbirine karıştığı, arafta kalma hissiyle, karasızlığın ağırlığı altında eziliriz. Seçtiğimiz olasılıkların tadını çıkarmak yerine aklımız hep seçmediklerimizdedir. Seçimde diğer olasılıkların ölümünün yasını tutup, belkilerin çıkmazında, iyi-kötü, doğru-yanlış, ak-kara ayrımı yaparken can çekişiriz. Üzerine uzun uzun düşünülmeyeceklerin arasında kayboluruz. Ansızlıkta kendi kendimizle, kendimiz kavga ederiz. Varoluşsal sancıya dayanamayıp, kendimizi küçülmüş, çaresiz, kimsesiz hissettiğimiz o an ise, bize hayatı öğreten ebeveynlerimizden yardım bekleriz. Zamanında bütün kararları bizim için verenlerin, yol göstericiliğine ihtiyacımız vardır. Ama onlar artık yoktur. Bu yol elele tutuşacağın, birinin omuzunda ağlayacağın bir yol değildir. Kendin çizmen gereken, en kötü kararı versen dahi, sonuçlarından kendin sorumlu olduğun yegane tek yoldur. Belkilerin barınmadığı bir yol.
İşte bu yolun anlatımını, en az kelime ile tekrarların üzerine inşa eder yazar. Yer yer noktaların azlığıyla hipnotize ederken aslında sade ve açık bir anlatım sunar. Velhasıl kısa, öz, anlatıdan fazlasını yaşatan bir eser.