Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir.
(Spoiler içerir!)
Hep birşeyler arayıp, aradığı hiçbir şeyi bulamayan, ne istemediğini bilip ne istediği hakkında hiçbir fikri olmayan, akıntıda sürüklenen Mohikanların sonuncusu: Sokaktaki Adam. Onu görürüz. Kimi her yerde, kimi içimizde. Anlayışlı, duyarlı ama toplumsal ve bireyselde kaybolmuş, memnun olmayı unutmuş kötümser.
Toplumsal düzen değişiminde, orta direğin varoluş çabasının yoksunluğunda Hasan'ı dinlerken, anlatımda monologun içinde eylemi de barındırması film tadında bir okuma süreci yaşattı.
"Oysa ben, iyi bir adam olamam. Kendimi sevmiyorum. Başka türlü yaratılmayı, ne kadar isterdim: Şu kalem şefi gibi olmayı. Kolalı yakalar takıp, ütülü pantolonlar giyip, her filmin ilk gecesine gitmeyi ve ertesi gün şirkette, 'Fevkalâde hissi bir film' diye asıp kesmeyi. Ya da, bir sinek olsaydım. Bütün ötekiler gibi bir sinek. Ufak tefek sıkıntılarına rağmen, herkes mutlu oldukça, ben de olacaktım. Herkes nasıl mutlu olur? Laf mı bu? Mutlu olmak , yakınmakla yetinmesini bilmek demektir. Kalem şefi, her gece böyle yakınır ve ertesi sabah mutlu uyanır. Ben bunu bir türlü öğrenemedim. Belki öğrensem içim rahat edecek. Fakat nasıl öğrenmeli? Ne türlü?" S.33
" Herkes lâyık olduğu şeye erişemez ki! Kısmet!" S.79
" Her inanç, bir miktar hayali gerektiriyor; oysa ben artık, sadece daha az ızdırap çekmek için hayal kuruyorum, inanmak için değil. İrili ufaklı bir sürü inancın gerisinde, ezeli ve şâhâne sersemlikleri sezdikten sonra, neden kendi sersemliğini seçmeyeyim?" S.115
" Sen beni sevmiyorsun. Sevmeyi de düşünmedin. Daha doğrusu düşünemezsin. Kimse düşünemez. Herkes, başkaları böyle yapmışlar diye gider birine balta olur." S.151