Sokaktaki Adam

8,0/10  (8 Oy) · 
34 okunma  · 
9 beğeni  · 
1.021 gösterim
Ne istemediğini bilen ama ne istediğini bir türlü kestiremeyen, yalnız bir adam, Hasan. Saf, duygusal, ürkek, kimliğini Hasan'la bütünleyerek var olan, Yakup, Hasan'ı anlayan, seven, onun sığınağı olan bir fahişe, Meryem... Aşkını unutmak, için sıkıntısını denizlere akıtmak isteyen Hasan, güzel sanatlar eğitimini yarıda bırakarak gemilerde çalışmaya başlamıştır. Arkadaşı ve sırdaşı kamarot Yakup'la birlikte kaçak kürk işine bulaşırlar...

"Zula"da kürklerle İstanbul'a demirleyip sahile çıktıklarında onları bekleyen, umduklarının aksine bol para değil, macera dolu günlerdir... Nefes kesen bir film tadında, jilet gibi keskin ve gerçek bir roman...
(Arka Kapak'tan)
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    240
  • ISBN:
    9789754584332
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ahmet Leman 
12 Tem 03:33 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Bana göre Türk edebiyatında hak ettiği yeri bulamamış, basit karakterlerin ağzından çıkan olağanüstü cümlelerle karşılaşacağınız bir kitap. Atilla İlhan farklı camialara ait kişileri tek bir konu etrafında topluyor, hepsinin düşüncelerini tek tek dinleyerek duruma nail oluyorsunuz.

1995 yılında sinemaya uyarlanmış, lakin denk gelip izleyeceğiniz bir platform yok. Bilgisi olan zat-ı muhterem filmin linkini buraya fırlatabilir.

ayhan özköroğlu 
01 Nis 11:16 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 6/10 puan

İlk kez okudum Attila İlhan'ı.Oğuz Atay'ın tutunamayanları çok benzeşiyor.Sıra dışı bir hikaye. Esas oğlan Hasan'ın sıkıntılı ruh hali üzerine oturtulmuş, sokakta ki adam,ihtiras ve zevklerin yanısıra aşk temasına da dokunan bir öykü.Çok fazla monolog ve okuru sıkıntıya düşüreb gel-gitler psikolojik roman özelliğiniön plata itiyor.Öyle ki Hasan'ın artık deliliğe varan saçma sapanlığı ve Hasanla ilgili satırların süreklü kendini tekrarlaması bir noktada kitabı fırlatıp atmak hissine sürüklüyor insanı.Sabrederek (hem kitaba hem Hasan'a) okumak zorunda kalıyorsunuz yani.Ama final de sabrınızın karşılığını alıyorsunuz.Ayrıca mesajların okura dokunuşları çok güzel ve yumuşak.Ama mesajların içeriği göreceli.Okunur mu evet okunur.Attila İlhan bu yani.
Son olarak bir cümleyle bu kitabı ifade etmemi istersiniz:
"Neyi istemediklerini bilen, neyi istemediklerini bir türlü kestiremeyenlerin" kitabı...

Rabia Bayram 
06 Kas 2016 · Beğendi

Eski zamanlar şimdikilerden iyiydi diyenlere inanmayınız. Gelecek zamanlar, şimdikilerden iyi olacak diyenlere de inanmayınız. Onlar kendilerini avutmak için konuşurlar. Geçmiş gelecek derken kafalarında billurlaşmıl hiçbir fikir yoktur. Birincileri birbirilerinin tansiyonları ile ilgilenir ve ahmakça şeyler anlatırlar; ikincileri ise, birbirilerine sadece kızar ve kıskanırlar.

Kitaptan 15 Alıntı

Karanlık,karanlıktır.
İçimde korkunç bir karanlık hüküm sürüyor. Bu karanlığı biraz olsun aydınlatabilmek için, ömrümün kaç senesini seve seve verirdim. Karanlık, karanlıktır. Petersen’in gemisi şimdi kimbilir hangi cehennemde? Zaman bizimle alay ediyor. Biz uzayla alay ediyoruz. Belki kendimizle alay ediyoruz. Hayrebedyan doğru söylemişti: “Hiç düşmanını seven kimse görülmüş mü?” Dostluklar kurduğumuz insanları dahi, sahiden seviyor muyuz sanki? Bir insan, bu şartlar içinde, bir başka insanın üstünde, sadece kendi hayallerini, kendi arzularını sever.

Sokaktaki Adam, Attila İlhan (Sayfa 49)Sokaktaki Adam, Attila İlhan (Sayfa 49)
Ahmet Leman 
12 Tem 03:52 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Kendi kendime bazen, Hasan diyorum, hiçbir şeye inanmamak sırrına erebilmek, daha önce bazı şeylere inanmış olmayı gerektirir. Bir değeri yoktur. Aslolan inanmayı, inanmamayı, hiç düşünmemektir. Bunu ancak gerçek cahiller, yani köylüler ve büyük tüccarlar yapabilir. Keyiflerine dokunulmadıkça, gerçekten mutludur bu adamlar. Biz genellikle acı içindeyiz. Mutluluk dediğimiz zaman bile, acıyla karışık birşey anlıyoruz.

Sokaktaki Adam, Attila İlhanSokaktaki Adam, Attila İlhan
ibrahim 
27 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Diyeceksin ki Allahın denizi, isteyek tükürür isteyen tutar ortasına işer. İşesin birader, işesin. Ama düşün, deniz bu, onun üstündeyiz, sabah akşam, yaz kış, daima onun içindeyiz; istese, yani kafası kızsa diyorum, bizi batırması oyuncak onun için; hani canın çekerse, velinimetimiz de! Hah, sonra da kalk, suratına tükür. Yok, ben yapamam. Yaptılar mı içerlerim. Hepsi bilirler. Selim de bilir. Ya mahsus yapıyor, puşt, ya da unuttu.
“-Bak, dedim, Selim! Denize tükürme.
Gözleri camdanmış gibi suratıma baktı:
-Neden?
-Nedeni var mı ulan? Tükürme işte!…

Sokaktaki Adam, Attila İlhanSokaktaki Adam, Attila İlhan
Ahmet Leman 
12 Tem 03:44 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Bu harbden hiç kimse sağ dönmedi. Onlar canlarını kaybettiler, ama ruhları sağ, aramızda dolaşıyor, yaşıyorlar. Ya biz? Bin beteri, biz ruhlarımızı kaybettik. Milyonlarca ceset.

Sokaktaki Adam, Attila İlhanSokaktaki Adam, Attila İlhan
ibrahim 
27 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Onunla ilgilenmek, onunla kaynaşmak, onu kendine ait bir şeymiş gibi hissetmek gerekir. Elinmiş, kolunmuş gibi. Oysa İstanbul, umurumdan hariç. Güzel olduğu gerçek, ama neye yarar? Onda ve bizde bu sıkıntı sürerken?

Sokaktaki Adam, Attila İlhanSokaktaki Adam, Attila İlhan
ayhan özköroğlu 
14 Nis 09:22 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 6/10 puan

Biz mutlu olmak için, yalan söylemek zorundayız. Oysa yalan söylediğimiz vakit, gerçek mutluluğu duymaktan çok, işlerini yoluna koymuş bir esnafın, aşağılık keyfini hissederiz.

Sokaktaki Adam, Attila İlhanSokaktaki Adam, Attila İlhan
ayhan özköroğlu 
02 Haz 18:07 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 6/10 puan

....evvelce bolluk vardı lafı ile ileride bolluk olacak lafı arasında, çok mu fark buluyorsunuz? ben bulmuyorum. Her ikisine de yalandır. Onun için ben ikisine de inanırım. Yoksa şimdiki kıtlığa nasıl dayanabilirim?

Sokaktaki Adam, Attila İlhanSokaktaki Adam, Attila İlhan

Sonra, zamanlar kötü. Bütün bunlar nasıl oluyor, nasıl geçiyor anlamıyorum. İşler daima aksıyor. Neden böyle oluyor? Her geçen gün ekmeği daha pahalı alıyoruz. Ev kiraları daha pahalılanıyor. Vergiler biniyor. “Harp bitsin her şey ucuzlayacak” diyoruz. Harp bitiyor, bir yenisi başlıyor, hiçbir şey ucuzlamıyor. Kimisi, çocukken işler daha iyi gidiyordu galiba diye düşünür. Kırk paraya bir cep leblebi. Şimdi? Şimdi kırk paranın, beş kuruşun lafı mı olur? Para peynir gibi eriyor. Peki ama, bunun sonu nereye varır? Bunu ben bilemem. Başımızdaki büyük adamlar düşünmeli. Muhakkak düşünüyorlar. Gazeteler, radyolar, her gün onların düşündüklerini söylüyorlar. Diğer bazıları onlarla uğraşmaya kalkışmışlar. “Muhalefet” yapıyorlar. Bir gürültüdür gidiyor. Ben bazen hükümetten yana, bazen muhalifim; bazen gerici diye, bazen komünist diye, evimi polisler basar, beni alır götürürler. Bazen evimde oturur, kanarya beslerim. Gazeteye, radyoya elimi sürmem. Ekmek yine ucuzlamaz. Aksine bozulur, esmerleşir, bir kuruş da üste koyar.

Sokaktaki Adam, Attila İlhanSokaktaki Adam, Attila İlhan
Gizem Ay 
17 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İstanbul'u dehşetli bir can sıkıntısı içinde buldum. Herkesin canı sıkılıyor. Doğru. Bremen'e kadar hangi limanda sıkılmadık? Her yerde herkesin canı sıkılıyor.

Sokaktaki Adam, Attila İlhanSokaktaki Adam, Attila İlhan
2 /