Vahşi Rus yaşamına ilişkin olarak insanın yüreğine kurşun gibi çöken bu türden gerçeklikleri her anımsayışımda, peki ama bunlardan söz etmeye değer mi diye kendime sorar, her seferinde de yenilenmiş bir inançla, değer diye cevaplarım kendimi; çünkü bunlar toplumumuzda bugün de varlığını sürdüren, bugün de yaşayan aşağılık gerçekliklerdir. Belleklerimizden, ruhlarımızdan, kahır dolu, utanç dolu hayatımızdan tümüyle söküp atabilmek için, en kılcal köklerine kadar bilmemiz gereken gerçeklikler.
Bir gün kendisine beni dövmeye devam edecek olursa elini ısıracağımı ve çekip kırlara gideceğimi, oralarda soğuktan donup öleceğimi söyledim. Şaşkınlıkla yüzüme bakarak beni itti, yorgunluktan güçlükle soluk alarak:- Canavar! -dedi.
Adına sevgi denen duyguların canlı, insanın yüreğini titreten gökkuşağı benim yüreğimde solmuştu, her şeye karşı duyduğum kin kömür gazı ateşi gibi koyu mavi titrek bir ışık veriyordu ve kalbimde de yoğun bir hoşnutsuzluk duygusu, bu gri, cansız, saçmalıkta bir başima olduğum hissi için için yanıyordu.
Yarım saat önce birbirlerine bağıran, kavgaya hazır, gözyaşlarına ve hıçkırklara boğulan insanlar onlar değildi sanki. Bütün o yaptıklarında ciddi olduklarına ve ağlamanın onlara zor geldiğine inanamıyordum artik. Gözyaşlarını, bağrışmaları, bir anda parlayıp çabucak sönüveren karşılklı eziyetleri o kadar sık görüyordum ki alışmıştım artik;
Çok sonraları anladım ki yoksulluk ve sefalet içinde yaşayan Rus halkı, kendilerini acılarıyla eğlendirmeyi, onlarla çocuklar gibi oynamayı pek seviyor ve mutsuz olmaktan nadiren utanıyordu.Bitip tükenmek bilmeyen tekdüze çalışma günlerinde acı bayrama, yangın da eğlenceye dönüşebiliyordu; anlamsız, bomboş bir yüzde bir sıyrığın süs olması gibi..