Bir insanın kaç yüzü, bilmediği kaç geçmişi, kaç farklı hayatı olabilirdi? Suç, düşünceden eyleme yansıdığı hangi anda kaç yaşamın dengesini altüst eder ve bir zanlı hangi gerekçeyle masum ilan edilirdi? Gökyüzüne savrulan hayaller ile yeryüzünde sevgi dilenenleri karşı karşıya getiren şey, belki de büyük bir sırdı.
Kitap Leyla ve Ufuk’un tesadüf eseri karşılaşmasıyla başlar aslında bu kitap yazarın 3. Kitabı ve diğerlerinin devamı niteliğinde ama ben ilk defa bu kitabını okuyorum 1 yıldır kitaplığımda olan ve hep ertelediğim kitaptı bi anda okumak istedim ve iyi ki de okumuşum diyorum. Polisiye tarzı sevenler eminimki bunu da severek okuyacaklardır. Son sayfasına kadar heyecanı ve merakı bıraktırmadı ve bittikten sonra da hâlâ cevabını bilmediğiniz sorularla baş başa kalıyorsunuz.
Bence bir şans vermelisiniz :)
“Sana, beni hiç tanımamış olan sana…” diye başlayan hüzünlü bir kitap.
Kısacık kitaba koca duyguyu sığdırmış bir yazar.
Kitap, bir kadının tek taraflı ve kendisini hiç tanımamış bir yazara olan aşkını anlatıyor. Okurken ara ara duygulanmadım da diyemeyeceğim ama iyi ki de okudum dediğim kitaplardan biri oldu. Henüz okumayanlara tavsiye edebilirim
Kitap genç, yakışıklı ve iyi huylu olmasıyla herkesin beğenisini kazanan Dorian Gray’in hayatını konu alır. Arkadaşı Basil Hallward kendi portresini çizer. Dorian, portredeki yakışıklı halinin her zaman kalıcı, gerçekteki kendisinin ise geçici olduğunun farkına varır ve bu durumu kıskanır işte o an bir dilekte bulunur.
“Keşke sonsuza dek genç kalacak olan kişi ben olsaydım da bu portre yaşlansaydı! Her şeyimi verirdim bunun için. Evet, dünyada bunun için vermeyeceğim tek bir şey yok! Ruhumu bile verirdim.”
Dorian’ın bu dileği gerçekleşir ve kitap asıl şimdi başlar. İyi ki okuduğum dediğim kitaplardan kesinlikle tavsiye ediyorum çünkü sayfalar arasında kaybolacak, kendinizden bir parça bulacaksınız. İyi okumalar :)