Seyahatler çekiyor içim. Dünya yüzündeki tuzlu sularda ışıklı vapurların gittiğini, Paris’te kırmızılı, yeşilli, turunculu işaret fenerlerinin bulvarlar boyunca akan köhne taksilere sis içinde yol gösterdiklerini; caddelerde, meydanlarda gotik binaların kayalar misali yükseliverdiğini;
………
Bir üçüncü mevki vagonda yaşlı bir adamın şehir içlerinden tren geçerken, gençken oturduğu kahveleri tanıyarak titrediğini…
Biz ikimiz aynı düzeydeki iki insan değiliz. Ben yukarıya doğru tırmanırken senin bulunduğun katı geçtim ve şimdi de aşağı inerken geçiyorum ve bu asansöre bir kez daha bineceğimi hiç sanmıyorum.