Din kurumu ve ahlak diyorlar ki: " bir soy, bir halk, günah ve lüks yüzünden yok olur. " Benim yeniden oluşturulmuş aklım diyor ki: bir halk yok oluyorsa, fizyolojik olarak yozlaşıyorsa, bunun ardından günah ve lüks gelir. Bu genç adam erkenden sararıp solar. Dostları derler ki: şu ve şu hastalıktır bunun suçlusu. Ben diyorum ki: onun hasta oluşu, onun hastalığa direnmeyişi, zaten yoksullaşmış bir yaşamın, kalıtımsal bir tükenmişliğin sonucuydu. Gazete okuru der ki: Böyle bir hata, partiyi çökertir. Benim daha yüksek politikam diyor ki : Böylesi hatalar yapan bir parti, zaten bitmiştir.
Yeni bir krallık, dostlardan çok düşmanlara gereksinim duyar: ancak karşıtlık içinde kendini zorunlu hisseder, ancak karşıtlık içinde zorunlu olur... " İçimizdeki düşman"a da farklı davranmayız: düşmanlığı orada da tinselleştirmiş, orada da değerini kavramışızdır. Ancak çelişki dolu olmak pahasına verimli olunur; ancak ruhun gevşememesi, huzuru özlememesi koşuluyla genç kalınır...