Fetullah battal

Fetullah battal
@Fbattal
Doç.Dr
Doktora
Bayburt
12 okur puanı
Mayıs 2025 tarihinde katıldı
İhtiyar Adam Ve Deniz
Puan vermedi
İhtiyar adam ve deniz Ernest Hemingway Ernest Hemingway’in “İhtiyar Adam ve Deniz” romanı, yüzeyde basit bir balıkçılık hikâyesi gibi görünse de aslında çok katmanlı bir hikayedir.Müşterisine engin bir anlam katar !! Kısaca: • Ana olay: Yaşlı Kübalı balıkçı Santiago, uzun süredir balık tutamamasına rağmen umudunu kaybetmez. Açık denize açılır ve dev bir kılıç balığıyla günler süren bir mücadeleye girer. Balığı yakalar, ancak dönüş yolunda köpekbalıkları eti yer ve geriye sadece iskelet kalır. • Derin anlam: Bu mücadele, insanın doğa karşısındaki yalnız ve onurlu direnişini, azmini ve yenilgiler karşısında bile onurunu koruma çabasını anlatır. Ana temalar: 1. İnsanın azmi ve direnme gücü – “İnsan yok edilebilir ama yenilemez” düşüncesi. 2. Onur ve gurur – Kaybın içinde bile bir tür zafer duygusu vardır. 3. Doğayla ilişki – Santiago balığa ve denize düşman gibi değil, saygı duyulan birer dost gibi bakar. 4. Yalnızlık – İnsan büyük mücadelelerini genellikle tek başına verir. Bu yönüyle eser, hem felsefi hem de sufi bakışla da yorumlanabilir: İnsan, tıpkı Santiago gibi, dünyada hakikati ararken sürekli sınavlardan geçer. Kılıç balığı bu yolculuktaki “ulaşılmak istenen hakikat” ya da “ilahi aşk” olabilir; köpekbalıkları ise nefsin engellerini simgeler. Birde bu kitabı felsefik ve tasavvufi yönden değerlendirdim bir Abdi aciz olarak : 1. Felsefi Boyut • Varoluşçu Perspektif: Santiago’nun denizle, balıkla ve kendi içindeki sınırlılıklarla mücadelesi, insanın yaşam karşısındaki konumunu hatırlatır. Balık, onun hayat amacı ve varoluş gerekçesi gibidir. Buradaki mücadele, sonuçtan bağımsız olarak insanın kendini anlamlandırma çabasıdır. • Absürd ve Anlam Arayışı: Santiago, sonunda balığı kaybetmesine rağmen yenilmiş hissetmez. Çünkü gerçek kazanım, balığı karaya
1000Kitap
İhtiyar Adam Ve DenizErnest Hemingway · Altın Kitapları Yayınları · 197440,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Dokuzyüz katlı insan
Puan vermedi
Mustafa Merter’in “Dokuzyüz Katlı İnsan” kitabı, insanın manevi yapısını, psikolojisini ve tasavvufî boyutunu bütünleştiren bir eser. Merter, bir psikiyatr olarak modern psikolojinin insanı yalnızca biyolojik, davranışsal ya da toplumsal yönleriyle ele almasının eksik kaldığını; insanın çok daha derin, ruhsal ve aşkın bir tarafı bulunduğunu savunuyor. Kitapta öne çıkan temel noktalar: • İnsanın katmanlı yapısı: “Dokuztüz katlı insan” ifadesiyle, insanın sadece beden ve bilinçten ibaret olmadığı, farklı bilinç, nefis ve ruh mertebelerinden oluştuğu anlatılıyor. Tasavvufî gelenekteki nefsin mertebeleri (emmâre, levvâme, mutmainne vb.) ve psikolojideki bilinçaltı kavramları arasında bağlantılar kuruluyor. • Modern psikoloji ile tasavvufun kesişimi: Merter, Freud, Jung gibi modern psikoloji kuramcılarının görüşlerini aktarıyor ama bunların insanı tam açıklayamadığını, tasavvufun daha kapsamlı bir insan modeli sunduğunu öne çıkarıyor. • İnsanın yolculuğu: İnsan, hayvani yönlerinden arınıp daha üst katmanlara, yani kalp, ruh ve sır mertebelerine yükselmeye çağrılıyor. Bu yükseliş, ahlaki olgunlaşma, ibadet, farkındalık ve ruh terbiyesiyle mümkün oluyor. • Batı kültürü eleştirisi: Modern çağın insanı “tüketim, haz, ego” çerçevesine sıkıştırdığını, bunun da bireyi yüzeysel ve mutsuz kıldığını söylüyor. • Asıl hedef: İnsan, kendi derinliğini fark ederek Allah’a yönelmeli; aksi halde “tek katlı” bir varlık gibi yüzeyde kalır. Yani kitap, insanı çok katmanlı bir varlık olarak ele alıyor ve okuyucuya “kendini bilme” yolculuğu için hem psikoloji hem tasavvuf ışığında bir rehber sunuyor. Mustafa Merter’in “Dokuzyüz Katlı İnsan” kitabındaki katmanlar aslında insanın nefs, bilinç, ruh ve kalp boyutlarına karşılık geliyor. O, insanın sadece bedenden ibaret olmadığını,
1000Kitap
Dokuz Yüz Katlı İnsanMustafa Merter · Ketebe Yayınevi · 20241,373 okunma
Hekatonla son tango
Puan vermedi
Hekaton: Kitapta sembolik bir figür. Yunan mitolojisindeki “yüz kollu devler”e de, insanın içindeki “çoklu arzulara ve benlik parçalarına” da gönderme yapıyor. Hekaton, insanın nefsiyle ve içsel parçalanmışlığıyla yüzleşmesini temsil ediyor. • Son Tango: İnsanın bu parçalanmışlıkla, yani nefsinin oyunlarıyla yaptığı “son hesaplaşma” anlamına geliyor. Tango burada mecazî: iki taraflı bir mücadeleyi, bir tür yaşam dansını temsil ediyor. • Modern psikoloji eleştirisi: Merter, Batı psikolojisinin insanı “ruhsuz” ele aldığını, sadece beden ve zihin üzerinden değerlendirdiğini; tasavvufun ise ruhu merkeze koyarak bütünsel bir yaklaşım sunduğunu vurguluyor. • Tasavvufî çözüm önerileri: İnsanın kendini tanıması, nefsin oyunlarını fark etmesi, hakiki aşka ve hakikate yönelmesi gerektiğini anlatıyor. Özetle, Mustafa Merter’in “Hekaton’la Son Tango”su modern insanın parçalanmış benliği ile tasavvufî bütünleşme arayışı arasındaki dansı anlatıyor.
1000Kitap
Hekaton'la Son TangoMustafa Merter · Ketebe Yayınları · 20251,205 okunma
Guguk Kuşu
Puan vermedi
GUGUK KUŞU :(Tatilde okunabilecek kitaplardan ) Randle Patrick McMurphy isimli karakter 35 yaşında olup, çalışmayı sevmeyen, otoriteye gelemeyen, özgür ruhlu ve aslında çok zeki birisidir. Komünist Savaş Esirleri Kampı'ndan tutsakları kurtardığı için Üstün Hizmet Madalyası almıştır fakat sonrasında emirlere karşı geldiği için ordudan kovulmuştur. Sık sık sarhoşluk, kavga, kumar gibi suçlardan gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır. McMurphy'nın bu tarz toplum düzenine uymayan davranışları onun deli olabileceği şüphesini doğurmuş ve ıslahevinden mahkeme kararıyla akıl hastanesine kapatılması uygun görülmüştür. McMurphy hapishane yerine akıl hastanesinin daha eğlenceli ve rahat olabileceğini düşünüp karara itiraz etmemiştir. Ancak yaşananlar hiç de McMurphy'nin tahmin ettiği gibi olmayacaktır. McMurphy akıl hastanesindeki ilk günlerini arkadaşlarıyla kart oynayarak, ara sıra sigaralarına el koyarak geçirip eğlenmektedir. Gitgide yok olan özgürlüğünün farkına varması çok uzun sürmeyecektir. Kitap da  otoriter bir karakter olan Hemşire Ratched ile sık sık çatışmaya başlar. İkili arasındaki gerilim daha önce hiçbir maçını kaçırmayan McMurphy'nin Amerikan futbolu finallerini Hemşire Ratched izin vermediği için izleyememesiyle katlanarak artar. Toplumun dışına itilmiş ve her birine "deli" yaftası yapıştırılmış olan arkadaşlarını adeta her seferinde derin bir uykudan uyandırmaya çalışan McMurphy'nin çabaları karşılıksız kalmayacaktır. Hemşire Ratched'in otoritesi altında ezilmiş ve birer piyon haline gelen arkadaşları McMurphy'nin özgürlükçü ruhundan ve otoriteye karşı çıkmasından etkilenerek onu bir kahraman olarak görmeye başlarlar. Kitapta  adete bir kilit görevi gören Kızılderili Şef, bir savunma mekanizması geliştirerek sağır ve dilsiz gibi görünmeyi kendisine bir zırh gibi
1000Kitap
Guguk KuşuKen Kesey · Nemesis Kitap Yayınevi · 20182,031 okunma
Tatar Çölü
Puan vermedi
Tatar Çölü”nü İtalyan Yazar Dino Buzzati 1940 yılında yazmış. Türkçeye 1968 yılında çevrilmiş ve aynı yıl Varlık Yayınlarınca yayınlanmış. Daha sonra İletişim Yayınları’nca da, okuyucuya ulaştırılmış. Teğmen Drago, ilk görev yeri olarak ülkenin sınırında, zaman içerisinde hiçbir stratejik önemi kalmayan çöl ortasındaki bir kaleye atanır. Oraya kendisinden önce atanan diğer subaylar gibi, burada görev yapmanın hiçbir anlamının olmadığını, burada bulunmanın mesleği ve idealleri adına kendisine hiçbir şey kazandırmayacağını görür ve bu kaleden kurtulmak için her yola başvurur. Torpil arar, rapor alır… Ancak bu uğraşlarının hiçbirinden sonuç alamaz. Çevresindeki insanlara önemsiz bir iş yaptığını göstermemeye de özel gayret gösterir. Bu çevresine önemli görülme hali, zamanla kendisini sarar; kaleye de alışmaya başlar. Artık yaptığı sıradan işler, onun için daha mühim görülmeye başlar. En sonunda yaptığı işle, ülkesine büyük hizmetler sunduğunu, sanmaya başlar. Bu psikoloji öyle bir hal alır ki, ülkenin bağımsızlığının ve özgürlüğünün yegâne garantisi kendisinin o kalede bulunmuş olması olduğunu düşünmeye başlar. Teğmen Drago kendini, başka dünyalara kapayıp; askerlerin birbirine sordukları parolanın gizi içerisinde kaybeder.... Biz buna buropatoloji diyoruz oyleki bireyler kendileri olmazsa işlerin yurumeyecegini düşünürler halbuki birçoğu sadece parolayı ezberler ve bunu sorar !!! 
1000Kitap
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,7bin okunma