Viva la Muerte ve Kadere Karşı Koy A.ş
Alev Alatlı bazı büyüklüklerin suniliğine, kafasını fazlasıyla takmış bir yazardır. Vıva La Muerte’de “Nazım Hikmet’in büyüklüğü(!) aile çevresindendir” der. Mustafa Denizli’den, Milli Takım Teknik direktörlüğüne pazarlandığı dönemde “Juliet’in Mustafa’sı” diye bahsedip “Onun başarısı Juliet’in kocası olmasındandır” der. Yaşar Kemal’in büyüklüğünün çevresinden mülhem olduğunu vurgulamak için de “Linda’nın Kemal’i” der.
Alev Alatlı bu konudaki düşüncelerini tam olarak anlatabildiği noktasında endişe duymuş olmalı ki, bu çerçevede bir de, roman yazmıştır: “Kadere Karşı Koy A.Ş.”
Alev Alatlı, romanla ilgili bir soruya şu karşılığı verir: “Kadere Karşı Koy A.Ş, toplumsal bir hicivdir. Türkiye'de insanların nasıl "yaratıldıklarını" anlatır. Hiç yoktan nasıl bir ünlü ressam olursunuz, medyatik olursunuz, politikacı, belediye başkanı vs vs olursunuz.”
Şehvar, Figen, Asude, Sema, Güler ve Süheyla. Ekonomi profesörü, modacı, yüksek mimar, mikro cerrah ve borsacı hanımlarından oluşan arkadaş grubudur. Hepsi, birbirlerini büyütüyorlar. Modacı parasını, borsacıya yatırıyor; borsacı mutfağını mimara tasarlatıyor. Hepsini de Sema güzelleştiriyor.
Arkadaşlardan sadece Süheyla’nın bir işi yok, ama zengin ve sürekli meşgul bir kocası vardır. Kocasının bu meşguliyeti içerisinde Süheyla; onun, dikkatini çekebilmek için sürekli güzelleşme ihtiyacı duymakta, art arda estetik ameliyatlar olmaktadır. Mikro cerrah olan Sema, bir gün arkadaşlarına; “Bu kız masada kalacak, Onu, bu saplantıdan kurtarmalıyız” der. Ve Süheyla’yı ‘bir şey yapmaya’ karar verirler. Senaryodan Süheyla’nın haberi yoktur. Mesela ‘ressam olsun’ denir. Ressamlık bir yetenek işidir, olsun. Onlar, istedikten sonra tenor bile yaparlar. Nişantaşı’nda lüks