Fetullah battal

Fetullah battal
@Fbattal
Doç.Dr
Doktora
Bayburt
12 okur puanı
Mayıs 2025 tarihinde katıldı
Botter Apartmanı
Puan vermedi
BOTTER APARTMANI Romanın ana düşüncesi,  ifade edemediğimiz duygularımızın, başa çıkamadığımız anılarımızın türlü yollardan zihnimizi delerek bütün yaşamımızı alt üst etme gücüne sahip olması… Metnin ana karakteri Kaan’ özellikle bir psikiyatrist olarak seçilmiş. Bu bir çeşit ironi.  Ayakları yere sağlam basan, entelektüel, Oxford’da uzmanlık almış saygın bir psikiyatrist. Botter Apartmanı’nın en üst katında oturuyor. Bütün bu donanımlar, onun içsel yolculuğunu hafifletebilir mi? Eğitim, kültürel birikim, yoğun düşünce gücü bizi iyileştirmeye yeter mi? Kaan’ın zihnine ayna tutup, ona travmalarını gösterebilecek gerçek bir hastaya ihtiyacı var. Kaan bunun farkında. Neden psikiyatrist olmayı seçtiğini de biliyor. Yani nedenleri biliyor ama hastalarına önerdiği çözümü kendisine uygulayamıyor. Kendisini zorlayacak bir hastaya ihtiyacı var. Yıllar önce okuduğum bir makalede şöyle diyordu: “Her psikiyatristin kendisini iyileştirecek bir hastaya ihtiyacı vardır.” Psikiyatrist Kaan,  karşısında  Zehra’yı bulunca, kendisine ayna tutacak hastayı bulduğunu anlar. Aslında Zehra’yı anlatırken biraz ters köşe de yapmak istemiş yazar. Doğrudan Kaan ile arasındaki bağlantı gösterilmemiş.Bunun için kitabın ilerleyen sayfaları beklenmiş. Kapıcı Hamza’ya gelirsek Kaan’ın tam tersi. Binanın en alt katında, yüzyıllık acının, toplumsal travmaların ortasında yaşıyor Ve farkında bile değil!  Bodrum kattaki dairesine eski eşyaları mı sığdırmış, yoksa apartmanda yaşayanların geride bıraktıkları hüzünleri mi? Kitabı yarılarken bu vb. Soruların cevabını sabırsızlıkla bekliyorum!
1000Kitap
Botter ApartmanıAyşe Övür · Remzi Kitabevi · 20191,508 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kafka Dönüşüm
Puan vermedi
KAFKA DÖNÜŞÜM "Kafka'nın Dönüşüm" adlı kitabı bireyin kimlik, izolasyon ve toplumla olan ilişkisini ele almayı gerektirir. Gregor Samsa'nın bir sabah uyandığında böceğe dönüşümü, insan doğasının yabancılaşma ve anlam arayışıyla ilişkilendirilebilir. Bu durum, modern toplumun birey üzerindeki baskıları ve yabancılaştırıcı etkilerini sembolize edebilir. Kafka, eseri aracılığıyla ontolojik soruları ve insanın içsel çatışmalarını derinlemesine ele alır. Belkide çoğumuz hayatın içinde bir böceğe dönüştüğümüzü anlamakta zorlanırız veya çok geç kalırız. Örneğin ; bazılarının bu böceklerin kirasını artırmak suretiyle onları ezdiğini, belirli sınavlara girmeleri halinde birilerinin emrine girmeye hak kazanabileceklerini, belirli yerlerde veya pozisyonlarda olmanın onları diğer böceklere karşı avantajlı kılacağını bazılarının ise onları sadece makyavelistçe kullandıklarını ancak bu böcekler onlara içgüdüsel olarak zarar verdiklerinde bir metafor olarak orada olduklarını yinede her şartta yok edilmesi gereken varlıklar !olduğunu anlayınca frontal korteks geçde olsa anlar! Kafka gibi düşünürsek belkide artık böceklerin veya namı değer Gregor Samsa’ların kendilerini ezmek isteyen modern dünyaya karşı söyleyecek sözleri olmalı ve bunu bir çeşit hareket ahlakıyla bütünleştirerek hayata geçirmeye çalışmalıdırlar. Belki o zaman dünya Platonun Devlet kitabında, Kant’ın Ethica sında veya Farabinin El Medinetü l-Fazıla sında bahsettiği ütopik yapıya yaklaşır….
1000Kitap
DönüşümFranz Kafka · Bildiğin Kitap · 2018267,5bin okunma
NFK Bir Adam Yaratmak
Puan vermedi
Bir Adam Yaratmak (NFK)-1932 "Bir Adam Yaratmak," Necip Fazıl Kısakürek'in 1932'de yayımlanan eseridir ve yazarın felsefi düşünceye dair önemli izler taşır. Kitap, bireyin kendi varoluşunu sorgulaması, insanın içsel çatışmaları ve ahlaki sorumluluklar gibi temel konuları ele alır. Felsefi olarak incelendiğinde, eser, bireyin içsel dünyasını ve çatışmalarını derinlemesine keşfeder. Kısakürek, insanın kendini anlaması, yaşam amacını bulması ve ahlaki değerleriyle yüzleşmesi gerekliliğini vurgular. Kitap, ontolojik ve nihlistik kaygıları ortaya koyar ve insanın kendi gerçekliğiyle yüzleşmesi gibi konuları ele alarak okuyucuya derin bir düşünsel deneyim sunar. Necip Fazıl, eserinde ahlaki bir rehberlik sunarken, bireyin içsel zenginliğini ve karakterin oluşumunu da inceler. "Bir Adam Yaratmak," felsefi sorulara poetik bir dokunuşla cevap arayan bir eser olarak, okuyucuya insanın varoluşsal sınavını düşündürmeye yönelik bir perspektif sunar. Bir Adam Yaratmak’ın yazılışı, Necip Fazıl’ın mürşidi Abdülhakim Arvâsî’yi tanıdığı yıllara rastlar. O ve Ben’de (İstanbul 1974) bu eserinden, “geçirdiğim büyük ruh çilesinin sahne destanı” diye bahseder. Bir madde ötesi arayışı içinde olan Hüsrev de Selma’ya, “Ben çok zayıfım. Onun içindir ki mahrem tarafımın hakkını müdafaa ediyorum. Mahremin cazibesini duyuyorum” der. Hüsrev bir buhranın insanıdır. Eserinde bir insan yarattığı ve böylece Allah’a karşı geldiği için cezalandırıldığı inancındadır. İnsanın iradesi yoktur, her hadise onu mukadder sona doğru götürecektir. Yazarın daha sonraki tiyatrolarından olan Nam-ı Diğer Parmaksız Salih’teki (İstanbul 1949) gibi burada da veraset kaderin bir tezahürü olarak görünür. Bu mistik arayışların dışında eser bir başka açıdan sanatkâr psikolojisini yansıtır. Bütün eserde sanatın dünyası
1000Kitap
Bir Adam YaratmakNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202011,6bin okunma
Cennetin doğusu ABD merkantalizminin sonu kapitalizmin başı !
Puan vermedi
Cennetin Dogusu John Steinbeck Bir çocuğun en büyük korkusu sevilmemek, en çok korktuğu cehennem reddedilmektir. Bana kalırsa dünyada herkes reddedilme hissini az veya çok yaşamıştır. Reddediliş öfke doğurur, öfkenin sonucu reddedilişin intikamı olan suçtur. Suçtan da suçluluk kaynaklanır. İşte insanoğlunun öyküsü’ Bugüne kadar okuduğum yüzlerce roman arasında gerek felsefesi gerek kurgusu ile iyiyi kötüyü ve griyi adeta bizdeki Yaşar Kemal'in betimlemeleriyle Torosların kokusunu rengini ve güzelliğini hissettirmesi gibi bana Salinas vadisini hissettiren Nobel ödülünü fazlasıyla hak eden Stanford dan  terk John Steinbeck, eşinden ayrılan bir yazarın neler çekmiş  olabileceğini Tüm dünyaya sermayesi insanlık olacak  şekilde  harikulade biçimde anlatmıştır. Masterson’a (1990) göre ortaya çıkmakta olan benliğin nesne desteğinden yoksun olması çocuk tarafından terkedilme olarak yaşantılanır ve terk depresyonu olarak adlandırdığı bir dizi şiddetli duyguya yol açar. Çocuk bu durumda kendi ölümcül âcizliğine terk edildiğini hisseder. Ölümün kokusunu almıştır. Bu durum çocukta birçok duygunun birleşimine neden de olmaktadır (panik, öfke, suçluluk, boşluk ve umutsuzluk gibi). Cal ve Aron’un roman boyunca yaşadıkları çaresizlik, Aron’un savaşa katılarak ölüm ile sonuçlanan hikayesi, yaşamlarının ilk yıllarında yaşamış oldukları ‘Terk Depresyonu’ nun bir uzantısıdır. Masterson , ruhsal yapının 3 boyutundan da ayrıca kuramında bahsetmiştir. Genetik, Çevre ve Kader… Genetik olarak kötü bir ruh ile doğan çocuk, çevre ve kaderin etkisi ile olumlu bir benlik inşa edebilir. Kitapta sıkça bahsi geçen ve vurgunun yapıldığı kavram olan ‘TİMŞEL’ (yapabilirsin, Hükmedebilirsin) Spoiler olmasın diye ayrıntıya girmeden bahsettim  
1000Kitap
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 201711,4bin okunma
Kadere karşı koy a.ş
Puan vermedi
Viva la Muerte ve Kadere Karşı Koy A.ş      Alev Alatlı bazı büyüklüklerin suniliğine, kafasını fazlasıyla takmış bir yazardır. Vıva La Muerte’de “Nazım Hikmet’in büyüklüğü(!) aile çevresindendir” der. Mustafa Denizli’den, Milli Takım Teknik direktörlüğüne pazarlandığı dönemde “Juliet’in Mustafa’sı” diye bahsedip “Onun başarısı Juliet’in kocası olmasındandır” der. Yaşar Kemal’in büyüklüğünün çevresinden mülhem olduğunu vurgulamak için de “Linda’nın Kemal’i” der.          Alev Alatlı bu konudaki düşüncelerini tam olarak anlatabildiği noktasında endişe duymuş olmalı ki, bu çerçevede bir de, roman yazmıştır: “Kadere Karşı Koy A.Ş.”          Alev Alatlı, romanla ilgili bir soruya şu karşılığı verir: “Kadere Karşı Koy A.Ş, toplumsal bir hicivdir. Türkiye'de insanların nasıl "yaratıldıklarını" anlatır. Hiç yoktan nasıl bir ünlü ressam olursunuz, medyatik olursunuz, politikacı, belediye başkanı vs vs olursunuz.”           Şehvar, Figen, Asude, Sema, Güler ve Süheyla. Ekonomi profesörü, modacı, yüksek mimar, mikro cerrah ve borsacı hanımlarından oluşan arkadaş grubudur. Hepsi, birbirlerini büyütüyorlar. Modacı parasını, borsacıya yatırıyor; borsacı mutfağını mimara tasarlatıyor. Hepsini de Sema güzelleştiriyor. Arkadaşlardan sadece Süheyla’nın bir işi yok, ama zengin ve sürekli meşgul bir kocası vardır. Kocasının bu meşguliyeti içerisinde Süheyla; onun, dikkatini çekebilmek için sürekli güzelleşme ihtiyacı duymakta, art arda estetik ameliyatlar olmaktadır. Mikro cerrah olan Sema, bir gün arkadaşlarına; “Bu kız masada kalacak, Onu, bu saplantıdan kurtarmalıyız” der. Ve Süheyla’yı ‘bir şey yapmaya’ karar verirler. Senaryodan Süheyla’nın haberi yoktur. Mesela ‘ressam olsun’ denir. Ressamlık bir yetenek işidir, olsun. Onlar, istedikten sonra tenor bile yaparlar. Nişantaşı’nda lüks
1000Kitap
Kadere Karşı Koy A.Ş.Alev Alatlı · Boyut Yayınları · 1995225 okunma