İşte bu genç adam, sağlığında dinletemediği parçayı karısının ruhuna duyurabilmek için, bu yabani ormanda ve bu mezarın başında, senelerden beri viyolonselini çalar
çaykovski autumn
Çöl ve deniz hemen hemen aynı şeylerdi: Her ikisinde de aynı büyüklük, aynı ağırbaşlı Sessizlik veya aynı heybetli ve derin bağırmalar… Ve denizde de küçük mini mini sinirlendirici teferruat yoktu. İnsan orada yalnız renkten renge giren su damlaları ve devlere benzeyen bir mahlukun yavruları gibi birbiriyle oynaşan hoyrat dalgalar görebilirdi… Sonra bitmez tükenmez bir geniş karanlık ve sıkı bir derinlik…