Sevginin niçini olmaz ki efendim... Düşünsem belki makul bir sebep bulabilirim. Fakat bu hakiki bir sebep olmaz. Çünkü biz önce severiz. Sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız. Bu da hodbinliğimizden doğar efendim.
Birden ortalığı yine o ürkütücü sessizlik bürüdü. O mahşerde ki herkes, Selim Pusat'tan başka her insan büyük ışıktan bir ses geleceğini sezerek soluk almadan susuyorlardı.
-Selim Pusat! Suçun için kendini savun!
Selim, önce duraksadı. Sonra bugünün ve dünün kalabalığına baktı. Daha sonra aklını ve irâdesini toplayarak cevap verdi:
-Beni sen savun!
Işık, kasırga haşmetiyle sordu:
-Neden?
Beni yaratmadan önce kaderimi çizen sen değil misin? Suç işledimse yaptıran sen değil
misin? Bunun savunmasını senden başka kim yapabilir? Işıkta aklın alamayacağı bir parlama
oldu. Bütün mahşer kalabalığı gözlerini yumarak elleriyle yüzlerini kapattılar. Yalnız Selim Pusat böyle yapmayarak başını eğmekle iktifa etti ve ışıktan gelen ses bütün yürekleri titretti:
-Tanrı yalnız yaratır ve yok eder. Hesap vermez.
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu...
Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...
Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,
Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!
Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...
Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu!
Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.
Senaryo kurmadan yaz içinden geçenleri.
İpini koparıp attığında özgürlük kolay bir şeydi.
Hayat bir bilmeceyse çözebilen galip gelendi.
Kopya çekmeden savaşsa herkes önünü görebilirdi.
Şimdi boş bir bardaktayım.
İster içine zehri doldurup nefessiz bırak.
İster bırak dudak payı.
Mazi yok etmiştir zaten geride kalanları.