Rus-Amerikalı yazar Ayn Rand 1943 tarihinde yazdığı "Hayatın Kaynağı" son zamanlarda okuduğum en etkilendiğim kitaptı diyebilirim.
Kitabı okurken sanki bir dizi izler gibi geçiş sahnelerini sunan yazar; mimarlık mesleğinin geleneksel yöntemlerine uymak yerine modernist harekette sanatsal vizyonlarına sadık kalmaya çalışan genç bir mimar olan Howard Roark'un hikayesini anlatiyor. Ve en önemlisi yarattığı karakterler ile de akılda hayli kalacak bir kitap bize sunuyor.
Kitap aslında objektivizm anlayışının da kurucusu olan Ayn Rand' ın düşünce yapısından çokça etkilenmiş diyebiliriz. Kısaca kendiniz düşünün, kendi sonuçlarınızı çıkarın, kendi değerlerinizi seçin ve kendi standartlarınıza göre yaşayın ve başkasının ne dediği sizin için bir ölçü aracı olmasın demek isteniyor. Ayn Rand insan için en değerli olan şeyin yaşam olduğunu dile getirir. O yaşamı mutlu kılmak ise akıl ile, aklını en iyi şekilde kullanmak ise mantık, amaç ve özsaygıdan geçtiğini dile getirir.
Rand’ın fikirleri oldukça tartışmalıdır. Çünkü kolektivizmi ve fedakârlığı ahlaksızlık olarak nitelerken, bencilliği ve egoizmi katı bir şekilde savunur. ‘’İnsan ve ahlakı kurtarmak için, kişinin kurtarması gereken şey ‘bencillik’ kavramıdır.’’ der.
Ona göre her insan kendi hayatından sorumludur ve bu sebeple, iyi yaşamak isteyen her kimse kişisel faydasını maksimize etmelidir. Bunu yaparken de doğal olarak kendisini feda etmekten kaçınmalıdır
Romana geçmeden önce incelemeyi felsefik düşüncelerle doldurmak istemezdim ama romanın daha iyi anlaşılabilmesi için bu düşüncenin de temelini bilip ona göre kitabı okumakta yarar var diye düşündüm.
Yazar, romanı Howard Roark adlı karakter üzerinden tasarlamıştır. Yazarımızın ana düşüncesinin temelini oluşturan Roark bir objektivist insandır. Diyaloglarındaki kısa