GöKhAn✓

GöKhAn✓
@Fearless01
anitsayac.com(Profilinize yapıştırın) &Kendime Notlar...& gencyazi.com Malumdur ki insan eğlencesiz yaşayamaz. Bendeniz gibi yaratılışı gereği inzivayı sevenler içinse okuma veya yazmadan iyi eğlence olamaz.
Puan vermedi·656 syf.··
2022 7. kitabı
Devlet ana konusu nedir? Kemal Tahir’in tarihsel romanlarından olup bu eserde Osmanlı devletinin kuruluş dönemi konu edinilir. Anadolu’nun Türkleşmeye başladığı yıllarda, Osmanoğullarının bir devlet kurma ma-cerası ile Bizans ve Bizans’a bağlı tekfurların Bursa ve çevresinin Türklerin eline geçmesini önleme çabaları romanın ana eksenini oluşturur. Bir bakıma Müslüman-Hristiyan mücadelesi romanın bütününe yansır. Devlet Ana’yı hangi ilke doğrultusunda yazilmistir ? Kemal Tahir bu soruya karşılık şu cevabı vermiştir; " Bir kere Batı’da roman nereden kaynaklanmış?... Masaldan, halk hikayelerinden mi?... Tamam! Benim de masalım var, halk hikayelerim var… Öyleyse romanımızı oturtacağım temel var bende…”diyerek, Türk romanının Batı’yı taklit etmemesi gerektiğini, milli değerlerin romana konu olabileceğini ifade eder. Gerçekten de Devlet Ana, gerek yapısı ve muhtevasıyla milli nitelikte bir romandır. --İlk baskısı 1968 -- Realist bakış açısıyla yazılmıştır. Bu yönüyle tarihe ışık tutar. -- Ertuğrul bey - Osman Bey - Orhan Bey dönemini ele almıştır. Devlet Ana altı bölüme ayrılmıştır: Kancık Vuruş, Uyandırılan Işık, Dost Çelmesi, Fal, Derin Geçit, Kerimcan’ın Yolu. Roman boyunca bu güçler arasındaki çatışma eserin ana eksenini oluşturur. Kemal Tahir, doğu ile batıyı karşıt özelliklerle ele alır. Devlet Ana’da Türkler ahlaki yönden üstün vasıflarıyla verilir. Bacıbey, törelerden taviz vermeyen, yiğit bir kadındır. Dönemin ideal kadın tipini sergiler. Osman Bey, yiğit, cesur ve güvenilir bir kişidir. Ertuğrul Gazi, yerini ancak Osman Bey’in doldurabileceğini düşünür. Rüstem Pelvan’ın oğlu Demircan, babası gibi savaşçıdır. Kerim Çelebi, büyük değişim gösterir. Önceleri, kavgadan, savaştan hoşlanmayan, ata binmeyi, kılıç kullanmayı beceremeyen Kerim Çelebi, kitaplara olan
Devlet AnaKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20198,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·788 syf.··
2022 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2022 12:40
Rus-Amerikalı yazar Ayn Rand 1943 tarihinde yazdığı "Hayatın Kaynağı" son zamanlarda okuduğum en etkilendiğim kitaptı diyebilirim. Kitabı okurken sanki bir dizi izler gibi geçiş sahnelerini sunan yazar; mimarlık mesleğinin geleneksel yöntemlerine uymak yerine modernist harekette sanatsal vizyonlarına sadık kalmaya çalışan genç bir mimar olan Howard Roark'un hikayesini anlatiyor. Ve en önemlisi yarattığı karakterler ile de akılda hayli kalacak bir kitap bize sunuyor. Kitap aslında objektivizm anlayışının da kurucusu olan Ayn Rand' ın düşünce yapısından çokça etkilenmiş diyebiliriz. Kısaca kendiniz düşünün, kendi sonuçlarınızı çıkarın, kendi değerlerinizi seçin ve kendi standartlarınıza göre yaşayın ve başkasının ne dediği sizin için bir ölçü aracı olmasın demek isteniyor. Ayn Rand insan için en değerli olan şeyin yaşam olduğunu dile getirir. O yaşamı mutlu kılmak ise akıl ile, aklını en iyi şekilde kullanmak ise mantık, amaç ve özsaygıdan geçtiğini dile getirir. Rand’ın fikirleri oldukça tartışmalıdır. Çünkü kolektivizmi ve fedakârlığı ahlaksızlık olarak nitelerken, bencilliği ve egoizmi katı bir şekilde savunur. ‘’İnsan ve ahlakı kurtarmak için, kişinin kurtarması gereken şey ‘bencillik’ kavramıdır.’’ der. Ona göre her insan kendi hayatından sorumludur ve bu sebeple, iyi yaşamak isteyen her kimse kişisel faydasını maksimize etmelidir. Bunu yaparken de doğal olarak kendisini feda etmekten kaçınmalıdır Romana geçmeden önce incelemeyi felsefik düşüncelerle doldurmak istemezdim ama romanın daha iyi anlaşılabilmesi için bu düşüncenin de temelini bilip ona göre kitabı okumakta yarar var diye düşündüm. Yazar, romanı Howard Roark adlı karakter üzerinden tasarlamıştır. Yazarımızın ana düşüncesinin temelini oluşturan Roark bir objektivist insandır. Diyaloglarındaki kısa
Hayatın KaynağıAyn Rand · Plato Film Yayınları · 20133,728 okunma
Puan vermedi·68 syf.··
2021 43. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2021 23:11
Aşkın izdirabını en derinden hissetmiş ve sonuna kadar zorlamış platonik aşk yaşayan bir kadın ile tanışmaya var mısınız? Tanisamazsınız çünkü öyle bir kişi kitapta kendini anlatırken de yoktu.O kadını öldükten sonra aşkını öğrenmesi için aşık olduğu kişiye gönderdiği mektupları ile tanıyacağız. Eser, bir yazar olan Bay R.’nin evine gelen mektupla başlıyor. Bir kadının ağzından yazılan bir mektup. Eserinin başında kadının, adama olan saplantılı hali okuyucuya abartılı gelse de daha sonra, ”Acaba ben olsam nasıl hissederdim?” sorusunu kendinize soruyorsunuz. Ve ben kitabın üstüne düşündüğüm sürenin okuduğum süreden fazla olduğuna eminim :)) Yaş 13 Bir insan bu yaşta askin ne olduğunu bile bilemez herhalde.Her şeyi aşk sandığımız zamanlar. Bir başka insanı gerçeklerden kopacak kadar sevmek, riskleri görmeyecek/umursamayacak, mağlubiyeti baştan kabul edecek, ayağının yerden kesilmesine aldırmayacak bir ruh halini bir de keyifle yaşayabilmek özel yetenek ister.Peki bu aşkta bir hayranlık ile başlamaz mıydı? Ve bir çocuk için içten içe aşırı bir hayranlık ile baslar mektumuz. Yazarken öyle içten ve öyle derin duyguların tarifini zaten ancak bir Stefan zweig klasiği başarabilirdi. Karsi daire de yaşayan Bay R. nin evine bakmaktan bile duyduğu hayranlığı; resimlerin, dolapların, kitapların ve bunun yanında deli gibi bağlanmış olmasının verdiği duygu yüklemesiyle, o anı hayatının en mutlu dakikası olarak adlandırıyor. Aşkın tarifi yok ama adayı çok dersiniz belki de. Ben yine de o adaylardan biri olan kadının aşk diye tarif ettiğini anlamaya çalışıyorum. Kendinden çok birini sevmek, ve ona; "Dokunduğun kapı kollarını öptüm, sigaranın izmaritlerini çaldım, dudaklarının izi olduğu için izmaritleri kutsal bir nesne olarak belledim." Diye içindeki hissiyatı anlattığı
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,3bin okunma
"Geçen de birisi anlatıyordu. Bir şey olmuş işte"
Puan vermedi·76 syf.··
2021 41. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2021 11:52
Kitabı okumaya başlamadan önce kıtabın isminin "Tek Kanatlı Kuş" olması sebebiyle kitap ile ilgili bir sürü tahminlerde bulundum. İlk tahminim; şayet benzetme yapmıyorsa gerçekten hikaye yaralı bulunan bir kuşun çevresinde geçen olay örgüsü, İkinci tahminim; şayet mecazi ise tek kanatlı kuşların hiç bir zaman uçamayacagi için insan üzerinden kişileştirme yaptığını varsayarak yaralı bir insanın dramından bahsediyor. Bunun gibi birden çok tahminim tutmadı. Romanı okuyunca anladım ki ismi Tek Kanatlı Bir Kuş olmasının sebebi romanda anlatılmaya çalışılan belirsizlik ve yoksunluklar için kullanılmış bir metafor. Yani "Ülkemizde yaşanan pek çok olayın anlamsızlığına, belirsizliğine ve çözümsüzlüğüne ayna tutmuş kitapta Yaşar Kemal" Olaylar bir trende başlıyor Anadolu’nun Yokuşlu kasabasına tayini çıkan posta müdürü Remzi Bey ve bir gözü sarı bir gözü mavi kedisini peşi sıra her yere sürükleyen eşi Melek Hanım günler süren çileli bir tren yolculuğunun sonunda gidecekleri yerin yakınlarında bir yerde inerler. Lakin karşılarına çıkan herkesin suratı beş karıştır, vakit varken geri dönmelerini söyler hepsi. Halkı Yokuşlu’yu çoktan terk etmiştir ve sebebini bilen yoktur. Bildikleri, daha doğrusu bildiklerini iddia ettikleri tek şey evleri, binaları, çarşısı artık bomboş olan bu kasabanın tekinsiz, uğursuz bir yer olduğudur. Neden? Belli değil. Şimdiye kadar 50' den fazla inceleme yaptım ve incelemelerimi okuyan arkadaşlar farkedecekler ki, kitabı okurken anlatılan olaylar değil de, olaylarin ışığında bize bahşedilen konuyu biraz araştırarak anlatmaya çalıştım. Yine bu şekilde ilerleyeceğim. Romani okurken farkettigim anahtar kelimeler var; Korku, Kaygı, Belirsizlik ve Bilinmezlik. Yaşar Kemal' den ilk kez okuduğum ve yazarın da son eseri olan bu kısa romanın konusunu
Tek Kanatlı Bir KuşYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 201911,2bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2021 38. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2021 18:24
Sabahattin Ali'nin sevgilisi ve sonra evleneceği karısı Aliye hanım ve kızı Filiz hanım'a 13 sene boyunca yazdığı mektuplardan oluşan kitabı an itibarı ile bitirip incelemeye koyuldum. Kitap ile ilgili gerçekten söz bulamıyorum.Güzel adamlar güzel sever derler ya Sabahattin Ali bu sözün ete kemiğe bürünmüş hali gibi. Zaten çok hayran olduğum yazar desem abartmış olmam. Daha önce arkadaşımdan ödünç alıp okumaya başladığım pek sonra da kitap dışında gelişen olaylar yüzünden bir şekilde yarım bıraktığım Kafka'nın 1920 senesinde sadece Kafka'nın mektuplarının bulunduğu, aşık olduğu milena'ya yazdığı mektuplar ile dolu kitabına çok benziyor.(Çok uzun bir cümle oldu inşallah anlatım bozukluğu yoktur:) ) Fakat yazarlar arasında karşılaştırma yapmak pek doğru olmasa da iki kitabın bana bıraktığı izlenimden yola çıkarak Sabahattin Ali buram buram aşk kokan, sevda kokan ve yürek yakan samimiliği içtenliği daha çok içime dokundu.Kafka'nın kimsenin değerlendirmesine gerek yok. Kendini ispat etmiş büyük bir yazar. İki yazar da düşüncelerini, aşklarını, üzüntülerini gerçekliğin en dibine vurarak çok iyi yansıtmışlar.(Diyerek içinden çıkayım bari:) ) Önceki incelemelerimde belirttiğim "Bir romanı sadece yazarın sanat anlayışı, kültürel birikimi, dili kullanışı, zihniyet dünyası ve yaşadığı çağa bakışı hakkında fikir sahibi olmak için pek tabii okunabilir. Yalnız okumam sadece bunlarla sınırlı kalmaz, o dönemin kültürel yapısını sosyolojisini siyasi bakış açısını ve toplumun içinde bulunduğu ruh halide önemli görüyorum her zaman." Sözüne tekrar atıfta bulunmak istiyorum. Türkiye bir karanlık çağı daha gerisinde bıraktı, yeni karanlık çağlara merhaba diyerek.Sadece yazdığı yazılar yüzünden hapse girmek zorunda kalan, bir an bile ailesini düşünmekten vazgeçmeyen ve maddi
Canım Aliye, Ruhum FilizSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202031,5bin okunma