En yüce ve en güçlü dürtülerde, tutkuyla ortaya çıkıp, bireyi ortalamanın çok ötesine ve sürü bilincinin düzlüklerinin çok yükseğine sürüklediklerinde, topluluğun benlik duygusu yok olur, kendine inancı, adeta omurgası parçalanır; bunun sonucunda tam da bu dürtüler adamakıllı damgalanırlar ve onlara kara çalınır. Yüksek bağımsız tinsellik, yalnız durma istemi, büyük akıl zaten tehlike olarak duyumsanır; bireyi sürünün üstüne çıkartan ve komşuda korku uyandıran her şeye bundan böyle kötü denir; ucuz, mütevazı, hizaya giren, kendini eşitleyen zihniyet, arzuların vasatlığı ahlaki unvana ve onura sahip olur... Daha da çok "koyun" saygı kazanır.
Sayfa 115 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Ahlaki değer yargılarında egemen olan yararlılık yalnızca sürü-yararlılığı olduğu sürece, bakış sadece topluluğun sürdürülmesine yönelik olduğu sürece ve ahlaka aykırılık tam ve kesin olarak topluluğun bekasına tehlikeli görünende arandığı sürece: henüz bir "komşuyu sevme ahlakı" var olmaz.
Sayfa 114 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Bir düşünce "Ben" isteyince değil "o" isteyince de gelir, böylece: "Ben" öznesinin "düşünüyorum" yükleminin koşulu olduğunu söylemek, gerçeğin çarpıtılmasıdır.
Sayfa 21 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu