Şu memleketin bir havası var
Şu memleketin bir suyu var
Şu memleketin bir toprağı var
Havasına, suyuna, toprağına kurbanım.
Erzurum'un dadaşına
Elazığ'ın gaggoşuna
İzmir'in efesine
Puşusuna, kasketine, nefesine kurbanım.
Raci der ki günler akar
Ayrılık canımı yakar
Emir gelir süngü takar
Askerine, siviline, tüm halkına kurbanım.
Taşra yabancıya niye kucak açmasın, selam vermesin. Asıl yabancılık merkezdeki apartmanlarda. Üst kattaki, alt katta oturanı tanımıyor. Ne komşuluk kalmış ne de akrabalık. Tam bir yalnızlık.
Kitaba iki yönlü bakarsak, birincisi insanın baskı altında kaldığı yılları gördüm (faşisizn Avrupası ve 1938-45 yılları arasında aynı şeyler memleketimizde de olmuştur.) İkincisi insanın beyninde ne kadar teorik kombinasyonlar denerse denesin, gerçek bir uygulama olmadan başarması'nın ne kadar güç olduğunu gösteriyor. Kitap sanki yarım bırakılmış, yada Stefan ölmeden önce yazdığı son kitapta bizim hayal gücümüze de bırakmış olabilir.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma