Çağla

Çağla
Tıp doktoru
18 Temmuz
31 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
...patatesleri nehirlere dökelim, aç insanlar toplayamasın diye kıyıya gözcüler dikelim. Suçun ötesinde bir günah var bu işte. Ağlamanın simgeleyemediği bir hüzün var. Tüm başarılarımızı yıkıp deviren bir yenilgi var. O verimli toprak, o dizi dizi ağaçlar, o sapasağlam ağaç gövdeleri, o olgun meyveler... oysa beri yanda çocuklar pellegradan ölüyor. Ölecek de. Çünkü portakaldan kar elde edilemiyor. Adli tabipler gelip formları dolduracak... kötü beslenmeden öldü diye... çünkü yiyecekler çürümek zorunda. Zorla çürütülecek. Aç insanların gözlerinde giderek büyüyen bir gazap oluşuyor. Ruhlarında yumru yumru gazap üzümleri oluşuyor, büyüyor, ağırlaşıyor, bağbozumuna hazırlanıyor.
Sayfa 428·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çürüme tüm eyalete yayılıyor, o baygın koku toprağın matemi oluyor. Ağaçları aşılamayı, tohumu verimli hale getirmeyi bilen o bilge kişiler, aç insanları beslemenin bir yolunu bulamıyorlar. Dünyaya yepyeni meyve çeşitleri sunmuş olan adamlar, meyvelerin yenmesini sağlayacak bir sistem yaratamıyor. Bu başarısızlık tüm eyaletin üzerine bir yas gibi çöküyor.
Sayfa 427·Kitabı okudu
Şunu söyleyebilirsiniz insan için: Kuramlar değişip yıkıldığı zaman, düşünce okulları, felsefe ve inançlar, kimi milliyetçi, kimi dinsel, kimi ekonomik konudaki dar ve karanlık düşünce yolları önce gelişip sonra parçalandığı zaman, insan ileri doğru uzanır, sendeler, acı duyar, bazen de hatalar yapar. Adımını attıktan sonra bazen gerisin geri kayabilir ama, en fazla yarım adım geriye kayar, asla bir adım kaymaz. Kesinlikle inanabilirsiniz buna. Kapkara uçaklardan pazar yerine bombalar yağarken de, tutuklular domuz gibi üst üste tıkıştırılırken de, ezilen gövdeler pis pis akıp toza toprağa karışırken de emin olabilirsiniz bundan. Şu yüzden emin olabilirsiniz: Eğer ileriye adım atılmamış olsaydı, o sendelemenin acısı insanın içinde hala canlı olmasaydı, bombalar düşmez, gırtlaklar kesilmezdi. Siz asıl bombalayanlar sağ olduğu halde bombalamanın kesileceği andan korkun. Mülk sahipleri sağken grevler durmuşsa... ondan korkun işte. Çünkü ezilip bastırılan her grev, bir adım atıldığının işaretidir. Şundan emin olabilirsiniz... korkulacak zaman, İnsan'ın bir ülkü uğruna acı çekmeyi ve ölmeyi reddettiği zamandır. Çünkü bu bir tek nitelik İnsan'ın temelidir. Bu bir tek nitelik, evrende benzeri olmayan İnsan'ın ta kendisidir.
Sayfa 185·Kitabı okudu
Hayatımız yok olduktan sonra nasıl yaşarız biz? Geçmişimiz olmadı mı, kendimizi nasıl tanırız? Yo, bırak. Yak gitsin. Oturup baktılar, belleklerinde dağladılar. Kapının önündeki toprağı tanımadan yaşamak nasıl olacak acaba? Gece yarısı uyanıp da söğüt ağacının orada olmadığını bilmek... kesinlikle bilmek nasıl bir duygu? Söğüt ağaçsız yaşayabilir misin? Yoo, hiç de yaşayamazsın. O söğüt ağacı senin kendin. O şiltedeki acı... o da sen.
Sayfa 108·Kitabı okudu
Ama başlanmaz ki! Ancak yeni doğan bir bebek baştan başlayabilir. Sen, ben... biz artık geçmiş zamanız. Bir anlık öfke, binlerce sahne... oyuz biz. Bu toprak, bu kırmızı topraklar biziz. Sel yılları, kuraklık yılları, toz yılları biziz. Baştan başlayamayız. Deminki hurdacıya sattığımız onca acı... evet, o adam aldı hepsini ama, bizden de gitmiş değil. Toprak sahibi bize gidin dediği zaman... oyuz biz işte. Traktör eve çarptığında, o biziz, ölene kadar. İster Kaliforniya’ya olsun, ister başka yere... her birimiz, acılar geçidinin başındaki şef trampetiz. Izdıraplarımızla yürüyüp gidiyoruz. Günün birinde... ızdırap orduları hep aynı yolu yürüyor olacak. Hepsi de birlikte yürüyecekler. Korkunç bir terör doğacak bu yürüyüşten.
Sayfa 107·Kitabı okudu