F E L İ C İ T A

F E L İ C İ T A
Nankatsu Taraftarı-Misaki Hayranı/Düzenli İçici/Melankolik/Angara bebesi/ #45815723 #45824777
Lisans
Ankara
Ankara, 27 Aralık
82 okur puanı
Temmuz 2013 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap

F E L İ C İ T A

, bir kitap okudu
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
43 günde okudu
·
2026 3. kitabı
Peyami Safa
8/10 · 121bin okunma
Reklam
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 17:26
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Üzerine Hatırlatıcı Bir İnceleme Bu roman, dışarıdan bakınca bir hastalık hikâyesi gibi görünür. Ama yıllar sonra dönüp düşündüğünde aslında sana şunu anlatacaktır: İnsan bazen bedenindeki acıyla değil, yalnızlığıyla büyür. Peyami Safa burada yalnızca hasta bir çocuğu anlatmaz; korkunun insanın zihnini nasıl kemirdiğini, gençliğin kırılganlığını ve insanın kendi içine kapanınca ne kadar derinleşebildiğini anlatır. Romanın adsız kahramanı bacağındaki hastalıkla mücadele ederken aslında hayatla pazarlık yapar. Ameliyat korkusu, yoksulluk, aşağılanma hissi, aşk ve gurur birbirine karışır. Bu yüzden kitap fiziksel bir hastalıktan çok ruhsal bir sıkışmışlık romanıdır. Kitabın en unutulmayan tarafı ise iç sesi olur. Kahraman sürekli düşünür, kurar, korkar, utanır, umut eder. Okurken bazen olaylardan çok onun zihninin içinde dolaştığını hissedersin. Hastane koridorları, doktorlar ve koğuşlar; yalnızca mekân değil, insanın çaresizliğinin sembolüne dönüşür. “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” bu yüzden bir hastane romanından çok bir iç dünya romanıdır. Bir diğer önemli nokta da şu olacaktır: Roman genç yaşta acıyla tanışmanın insanı erken olgunlaştırmasını anlatır. Kahraman çocuklukla yetişkinlik arasında sıkışmıştır. Ne tam çocuk olabilir ne de güçlü bir yetişkin. Bu yüzden kitapta sürekli bir eksiklik, mahcubiyet ve kendini kanıtlama arzusu hissedilir. Aşk tarafı ise çok sessiz ama çok yaralayıcıdır. Sevdiği kıza yaklaşırken bile kendini eksik hisseder. Hastalığı yalnız bedenini değil özgüvenini de sakatlar. Bu nedenle romandaki aşk, kavuşmaktan çok “layık hissedememe” duygusuyla hatırlanır. Yıllar sonra bu kitabı düşündüğünde aklında muhtemelen şu fikir kalacak: İnsan bazen en büyük savaşını kendi bedenine, korkularına ve yalnızlığına karşı verir. Ve
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2025121bin okunma
Usulca kutlayın anneler gününü. Öksüzlerin canını acıtmadan. Çocuğu olmayan kadınların, yavrusunu kaybetmiş anaların yarasına tuz basmadan. Tüm kadınların Anneler Günü Kutlu Olsun.
GÜZELLEME
Bak bunlar ellerin senin bunlar ayakların Bunlar o kadar güzel ki artık o kadar olur Bunlar da saçların işte akşamdan çözülü Bak bu sensin çocuğum enine boyuna Bu da yatak olduğuna göre altımızdaki Sabahlara kadar koynumda yatmışsın Bak bende yalan yok vallahi billahi Sen o kadar güzelsin ki artık o kadar olur İşe bak sen gözlerin de burada Gözlerinin ucu da burda yaşamaya alışık İyi ki burda yoksa ben ne yapardım Bak çocuğum kolların işte çıplak işte Bak gizlisi saklısı kalmadı günümüzün Gözlerin sabahın sekizinde bana açık Ne günah işlediysek yarı yarıya Sen asıl bunlara bak bunlar dudakların Bunların konuşması olur öpülmesi olur Seni usulca öpmüştüm ilk öptüğümde Vapurdaydık vapur kıyıdan gidiyordu Üç kulaç öteden İstanbul gidiyordu Uzanmış seni usulaca öpmüştüm Hemen yanımızdan balıklar gidiyordu
Sayfa 26·Kitabı okuyor
Adam
Adam şapkasına rastladı sokakta Kimbilir kimin şapkası Adam ne yapıp yapıp hatırladı Bir kadın hatırladı sonuna kadar beyaz Bir kadın açtı pencereyi sonuna kadar Bir kadın kimbilir kimin karısı Adam ne yapıp yapıp hatırladı. Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı Adam bulut gibiydi, hatırladı Adamın ayaklarının altında Yıldızların yıldız olduğu vardı Adam yıldızlara basa basa yürüdü Çünkü biraz önce yağmur yağmıştı
Sayfa 25·Kitabı okuyor
Reklam