Hiç arkadaşı olmayan ölü bir çocuğun cenazesini görüp, sonumun böyle olmasını
istemeyerek, sanki dondurucu bir kış gününde sıcak eldivenlere ihtiyaçları varmış gibi duran ellerine yaklaştığım o güne kadar onun ellerinden hep uzak mı durdum?
Ama bunu nasıl da düşünebiliyordum? Nasıl, her şeyin başkasına ilişkin olduğunu, benim zerrece hakkım olmadığını anlamayacak anlamayacak kadar körleşmiştim. Bana gösterdiği şefkat, özen ve sevginin... Evet, bana olan sevgisinin yakında başkasına kavuşmanın verdiği sevinçten ayrılmış bir mutluluk payı olduğunu nasıl da anlayamadım!..