At vuruldu; içim paramparça Rüveyda. Gölgelerin ardına sakladım kusurumu Sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin. Ben burda damla damla eriyip akıyorum. Yine de, bırakamam yerlere gururumu. İstenmediğim yeri usulca terk ederim. Hâtıra kalsın diye bırakır da ruhumu .Mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim. Nurullah Genç
Pembe uçurtmalar yolladığından beri
sarardı tiryaki menekşeleri
sonbaharın tozlu kafeslerinde
sevgi turnaları yakalıyorum
turnalar gidiyor; ben kalıyorum
avareyim,asudeyim,yorgunum
bilmiyorum neden sana vurgunum
Erzurum garında banklar üstünde
uyku tutmuyor karanlıkları
yitik düşlerimi kovalıyorum
gölgeler gidiyor; ben kalıyorum.
Nurullah Genç
Tek korkum; yarın ölebilirim, kendimi tanıyamadan..."
der sadık hidayet,
anlatamayacağını anlamıştı
bu hayatta kimseye hiçbir şeyi tam olarak biri için ölüm kalım meselesi olan, diğerinin gözünde toz kadardı. Çevresindeki mezarlara baktı ve iyi ki ölüyorlar, dedi içinden. İnsanoğlunun, hak ettiği için öldüğüne o gün
inandı. Ölene kadar da başka bir şeye inanmadı.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamlardan,
Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni…
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini ..