"Değerli bir şey kaybettiğimizde ve arayıp bulamadığımızda, kalbimizin kırılması gerekmiyordu. Hâlâ biraz da olsa umudumuz vardı, belki bir gün, büyüdüğümüzde ve ülkede seyahat etme özgürlüğüne kavuştuğumuzda gidip Norfolk’ta bulabilirdik kaybımızı."
Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.
Seyir defterini başkası yazsın.
Kubbeli, çınarlı mavi bir liman.
Beni o limana çıkaramazsın..
Bugün senin ölüm yıl dönümün ama buradasın bizimle biliyorsun, rahat içinde uyu güzel adam.
“3 Haziran 1963”
Bir insanın bütün varlığı ile, karmakarışık ruhu, esrarı çözülmemiş vücudu, arzuları, itiyatları, ihtirasları, hülasa her şeyi ile size teslim olması, size iltihak (katılmak) etmesi ne muazzam bir şeydir!
"Size fena şeyler söyleyebilir miyim? Sizi sevdiğimi, deli gibi, ölecek gibi sevdiğimi söylemek fena bir șey mi? Şaşırmayın.. İhtimal kulaklarınız böyle sözlere alışık değil.. Fakat yalnız kulaklarınız. Kendinize itiraf etmeseniz bile ruhunuzun bu sözlerime yabancı olmadığını tasdik edeceksiniz... Bakın, bağırmıyorsunuz... Yanımdan kaçmıyorsunuz. Yüzünüz nefret ifade etmiyor... Beni anlıyorsunuz! Sonuna kadar, en küçük noktasına, en gizli köşesine kadar ruhumu görüyorsunuz ve bunlar size yabancı gelmiyor, değil mi?