Cüret ediniz, çünkü düşünmeye, söylemeye, yaratmaya, sevmeye, yaşamaya da cüret edilir. Kimse gibi olmamaya cüret edilir. Ancak böyle genişler hayatın sınırı, sınır diye bize gösterdikleri o çizgi!
Hâlâ sorumdan kaçıyorsunuz Josef. Kendi yaşamınızı tam anlamıyla yaşadınız mı? Yoksa yaşam mı sizi yaşadı? Siz mi seçtiniz? Yoksa o mu sizi seçti? Sevdiniz mi? Yoksa pişman mı oldunuz? Yaşamınızı tamamlayıp tamamlayamadığınızı sorarken anlatmak istediğim buydu. Yoksa boşa mı harcadınız? Babanızı ailenin başına gelen bir felaket yüzünden çaresiz bir halde dua ederken gördüğünüz rüyayı hatırlayın. Siz de onun gibi değil misiniz? Siz de çaresiz bir halde, asla yaşayamadığınız bir hayatın yasını tutmuyor musunuz?
Bilmezdim senden evvel
Bir sesin gülümseyebildiğini...
Ya da bir aşkın;
Uzakları yakın,
Yakınları da uzak edebildiğini...
Bilmezdim senden evvel
Bir insanın içinde böylesine küçük,
Küçücük bir çocuk yaşadığını...
Ya da bir kalbin
Yarın yokmuşçasına, hızla atabildiğini...
Bilmezdim senden evvel
Bir bakışın,
Bir insanı esir alabildiğini...
Ya da bir çift gözlerin;
Bir insanın gönül tahtındaki,
Yegane hükümdar olabileceğini...
Seninle öğrendim
Teşekkür ederim...
MATX (Çalıkuşunun Gönül Bahçesi)
Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz? Düpedüz, sarıl bana dedikten sonra, sarılmanın ne anlamı kalır!