Cüret ediniz, çünkü düşünmeye, söylemeye, yaratmaya, sevmeye, yaşamaya da cüret edilir. Kimse gibi olmamaya cüret edilir. Ancak böyle genişler hayatın sınırı, sınır diye bize gösterdikleri o çizgi!
Kendimizi dış dünyaya daha uyumlu hale getirmek için en iyi işlevimizi parlatır, geliştirir ve ön plana çıkarırız. Ancak bir yandan da bu uyumlu kılma çabasının sonucunda yaşadığımız topluma, kültüre ve konuma göre bazı eğilimlerimizi bastırırız.
Duyumsama, bize bir şeyin var olduğunu; düşünme, onun ne olduğunu; duygu, o şeyin bizim için makul olup olmadığını; sezgi ise o şeyle ilgili olasılıkları anlatır.
Bugünün insanı kendini yalnız hisseder, çünkü artık doğa ile bağ kurmamaktadır. Taşları, bitkileri izlemiyor, akan suları dinlemiyor, duymuyor ve onlarla konuşmuyoruz. Dahası onların konuştuğunun da farkında değiliz. Kopan bu bağın sonucunda duygusal enerjimizi de kaybetmiş bir hale geliyoruz.
Bugünün derdi bu, ruhumuzun kaybolması.