Cüret ediniz, çünkü düşünmeye, söylemeye, yaratmaya, sevmeye, yaşamaya da cüret edilir. Kimse gibi olmamaya cüret edilir. Ancak böyle genişler hayatın sınırı, sınır diye bize gösterdikleri o çizgi!
Bugünün modern insanı eskinin ilkel insanından daha çaresiz ve yalnızdır. İlkel insan gözle görülmeyen ruhlardan ve hayaletlerden korkarken dahi bir uzlaşının peşinde olmuştur ama bugünün insanı anksiyete ve bağımlılığının pençesine düşmüş, rasyonel aklı onu bölünmenin eşiğine getirmiştir. İlkel insanın da şeytanları olmuştur ama bugün gelişmiş uygarlığın bizlere yüklediği korkular çok daha tehlikeli boyutlardadır. Üstelik bugün bizler şeytanlarımızı kovalamak için tamtam bile çalamıyoruz.
Aktif imgeleme insanın içine bakarak kendini gözlemlemesi ve deşmesiydi. Ruhun zenginliği imgelerde gizliydi ve bu da dünyanın yarısı demekti. Ruhun zenginliğini kaybeden insan dış dünyaya kapılırdı, dış dünyanın arzu ve korku sarmalında kırbaçlanarak hayatını tüketir ve bir budalaya dönüşürdü. Ruhunu beslemeyen içindeki karanlığı beslerdi. Yani şeytanını...