Bir roman okuyorum ile başlayıp tefekkürün en ince çizgilerine kadar değinilmiş düşünce yahut tasavvur yazısı ile sonlandırmak...Başta konu Mine, Belma ve Hatçe üzerinden tasvir edilen solcu, köylü, avrupavari hanımefendileri iken konu ne ara tasavvufa geldi ; tasavvuf ve derin manalar içeren bu kitap nasıl oldu da bir roman konusiyle başladı bilmiyorum.
Zahir ve batılda kalınan onlarca roman(!) arasında böyle bir kitaba da roman demek biraz yersiz olur sanıyorum. Bir şeyi fark ettim ki ben yalnızca bir kitap okumadım. Onlarca kitabı, düşünceyi, tevafuk katrelerini içinde barındıran bir insan okudum...