Dostoyevski 1867 yılında bir günlüğüne Basel'de konaklar. Budala romanının yazılışını derinden etkileyecek olan Holbein'ın Mezarda ki İsa'nın Bedeni adlı eserinin sergilendiği müzeyi ziyaret eder. Hamile karısı Anna Grigoriyevna'nın hatırladığına göre Dostoyevski sersemlemiş bir şekilde tablonun önünde kalakalmıştır. Yüzünde altüst olmuş ve korku dolu bir ifadeyle resmin önünde aynı noktaya kilitlenmiş olarak 20 dakika geçirir.
Dostoyevski, Fonziva'ya yazdığı mektubunda; Bir insan bana Mesih'in gerçeğin dışında olduğunu kanıtlasa bile, ben yine de gerçek yerine Mesih'in yanında olmayı seçerdim
Dostoyevski'nin Sibirya'da sürgünde geçirdiği yıllar ona acı, aşağılanma, yalnızlık ve depresyon dolu yıllara mal olacaktı ne var ki, yaşadığı bu acı, entelektüel yaratıcılığının ve insan psikolojisine ilişkin derin anlayışının kaynağını oluşturacaktı. Kötülük ve suçluların zihniyetiyle defalarca yüzleşme fırsatı oldu.
Dostoyevski, petraşevski siyasi komplosunda ki rolüyle tutuklandı. Belinski'nin Gogol'a yazdığı mektubu bu gizli topluluğa okuduğu için Dostoyevski suçlu bulundu.