Kısmen biyografi tarzında yazılmış, Nietzsche ve Dostoyevski'yi bu kadar kısa, güzel, yoğun ve net bir şekilde açıklamış bu eser nasıl bu kadar az okunmuş, kitabı bitirdiğimden beri bunu düşünüyorum...
Ben genelde bir yazar okuyorsam, onu daha iyi anlamak adına onun hayatına dair de mutlaka bir şeyler okurum. Hayatını bilmeden okuduğum ile bildikten sonra okuduklarım arasında da az ya da çok mutlaka ki bir fark oluyor. Tıpkı Nietzsche'de olduğu gibi.
Kitap önce Nietzsche'nin hayatı, hayata ve dine bakış açısı, Dostoyevski'nin Nietzsche üzerindeki etkisi, eserlerinde yansıttığı düşünceler, üslubu ve düşünce yapısı üzerinde kısa ama yoğun bir şekilde duruyor. Daha sonra ise Dostoyevski'nin hayatı, dine bakış açısı, düşünce yapısı, eserleri vs. üzerinde duruyor. Her iki isim hakkında okurun kafasında belli bir profil çizdikten sonra ise ilk olarak ikisinin de kullandığı "Budala" kelimesine hangi manâlar yüklediklerini, arada ki farkı ortaya koyuyor. Nietzsche'nin bazı imkansızlıklardan dolayı Dostoyevski'yi tam manâsıyla anlayamaması, aslında bir eksik anlama üzerine ortaya bambaşka düşünceler attığını (o durum daha başka nasıl ifade edilebilir bilmiyorum) ve bu şekilde kendi düşünce yapısını oluşturduğunu aktarıyor kitapta. Aslında bir nevi Nietzsche'nin bugün okuduğumuz, ünlü düşünür Nietzsche oluşunu anlatıyor kitap yoğunlukla.
Eserlerinde ki kahramanları nasıl, ne düşüncelerle ve ne amaçlarla oluşturdukları ile ilgili bir bölüme yer veriliyor kitapta. Çok fazla spoiler içeriyor, bunu da belirtmiş olayım.
Ben genel itibariyle beğendim, iki isimi daha iyi anlayabilmek için okunmaya değer bir kitap diyebilirim.
Keyifli okumalar dilerim.