Toprağa eğilen elleriyle konuşurdu Pahom,
Güneş doğarken umut, batarken yorgunluk olurdu onun.
Bir avuç toprak yetmezdi gönlüne,
Her karışta biraz daha çoğalırdı arzusu.
Rüzgâr fısıldardı: “Yeter mi?” diye,
O ise ufka bakıp “Biraz daha” derdi.
Ayakları çamur, kalbi ateş içinde,
Doymaz bir düş gibi büyürdü isteği.
Sabahın serinliğiyle başladı koşusu,
Günün sıcağında sınadı nefsi.
Toprak genişledikçe daraldı zamanı,
Her adımda eksildi ömründen sesi.
Akşam çökerken anladı gerçeği,
Ne kadar koşsa da varılmaz sonsuza.
İnsana gereken bir avuç huzurmuş meğer,
Ne eksik, ne fazla… sadece yetecek kadar toprak.
Ve toprağa uzandığında sessizce,
Dünya küçüldü bir mezar boyuna.
Pahon’un hikâyesi rüzgârda kaldı:
İnsan neyle yaşar? Belki de yetinmeyle…