Edebitiyatral Hatıralar

Edebitiyatral Hatıralar
@Fevziteoman
ARŞİV
17 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
Dinar Bandosu
Küçük İskender, Metin Altıok gibi genç ve özgün bir tarzı giyinen şairleri aldığı bir grupta sayıyordu Nilgün Marmarayı: Yeni Marjinaller. Hatta bu grubun içine dahil etmekten çok, onu bu grubun şefi ilan ediyordu: "Şöyle bir şaka kurmuştuk: Sanki bir şenlik var. Sağdan soldan eğri büğrü çalgılar ve sökük bayrak kırmızısı üniformalar. Yani 'Dinar Bandosu! Nilgün Marmara zaman zaman havalara attığı asasıyla önde yürüyen şef genç kız, Cihat Burak 'helikon'u sol yerine sağ omzuna takmaya çalışıyor. Sen izci kılığında 'trampet', ben İngiliz kornosu, Sezai Karakoç kös', Komet 'zil', Enis Batur 'trompet', gerçek 'mahzun marjinal' Metin Altıok 'yatay flüt', Turgay Özen 'okarina', Sami Baydar 'obua', Küçük İskender ağzıbozuk bir klarnet' - yeni bir İstanbul ezgisi çalıyoruz. Yalnız bir Memet Fuat 'sousaphone'la alttan alta kanto ritminde bir marş havası tutturmuş. 'Şiir adamları da belki var ama onlar iyi seçilmiyor." Nilgün Marmara'nın içinde bulunduğu bu Dinar Bandosu, Ece Ayhan'ın taktığı bir isimdi. Dinar, Ege'de çatma bandolara takılan isimdi. Kadrosu yoktu bu bandonun. Çatlak sesler çıkaran çalgıların olduğu, sökükler içinde bayrak kırmızısı üniformaların bulunduğu bu bando, sadece törenlerde öylesine, birdenbire, hızlıca bir araya gelirdi. Ece Ayhan, bu bandonun çalgıcılarını daha da detaylandırmış ve herkese tek tek bir görev vermişti. Zaman zaman içindeki çalgıları zaman zaman da kişileri değiştiriyor ama bandonun hissettirdiklerini hiç değiştirmiyordu. Bandonun en büyük özelliği herhangi bir kuralı ol-maması ve her an değişmeye hazır olmasıydı. Verdiği görevlerde **Nilgün Marmara'ya “tambur majör" görevini yüklemişti. Tambur majör, elindeki asa ile bando takımının çaldığı parçayı, yürüyüşü ve ritmi yönlendirirdi. Bu düzensiz bandonun en başında bu görevle Nilgün
Reklam
Ferhan Şensoy'un kaleminden Aziz Nesin
“İkinci gidişim bu Akşehir'e. 1 2 yıl önce Konya üzerinden, Nasrettin Hoca'nın eşekle tırmandığı dağ­ları aşarak ulaşmıştım, bu kez yukardan gidiyorum. Nasrettin Hoca şenliğinin sonuncu gününe yetişiyo­rum. İlk gittiğimde Aziz Nesin usta oradaydı. Onun huzurunda "Ferhangi Şeyler" oynamış, elinden ödül almış, elini öpmüştüm. Ödül töreninden sonra verilen yemeğe beni kimin götüreceği çok iyi kararlaştırıla­madığı için, oyun sonrası eşyalarımı topladığımda, salonu kapatmak isteyen gece bekçisiyle yapayalnız kaldığımızı farketmiştim. Ona, nereye yemeğe gidildi­ğini sormuştum. Adam da bana; - Ne biliim ben? Ben burayı kapatıcam, senin çıkmanı bekliyom. demişti. Beni unutmuşlardı ! Sabaha karşı zar zor bul­muştum, Aziz Nesin ustanın da bulunduğu rakı sofra­sını. Beni unutanlar gevrek gevrek gülerek; - Seni boşver ağbi, biz geçen sene Aziz ağbiyi unuttuk! diye kadeh kaldırınca, pek gülmeyen usta, o an gül­mekten boğulacak gibi olmuştu...” Rum Memet • • • "Daha Bergama'ya ulaşamadan, radyo kurcalarker öğreniyorum Aziz Nesin'in ölümü­nü. -Çalıştığımız yeter artık Aziz ağbicim! demiş onurlu yüreği. Onu çok özleyeceğiz ve giderek daha çok seveceğiz, bundan gurur duya­cağız. ... Bu yıl yapılan ve "FELEK BlR GÜN SALAKKEN" 56. oyunla ilk tiyatro gösterisine sahne olan açık hava tiyatrosunda, keyifli bir iz­ leyiciyle, güzel bir oyun oynuyorum. Sonunda selamımı verip, şöyle diyorum izleyiciye: -Bütün dünyanın önünde saygıyla e­ ğildiği, yalnız kimi türklerin kendisi­ ne saygıda kusur ettiği, dünyanın en önemli mizahcılarından Aziz Nesin, bugün aramızdan ayrılarak ölümsüzlüğe kavuştu. Aziz ağbinin sevgili anı­ sına ve onurlu kavgasına bir dakika saygı duralım mı? Bir kadın izleyicinin candan sesi duyuluyor: Evet! Zart diye ayağa kalkıyor 650
Yarışma "En İyi Pilav Pişirme Yarışmasıydı.
Yarışmacılar, ekranlarımıza hiç de yabancı olmayan üç sanatçıydı. Perran Kutman, Nurhan Damcıoğlu ve Seden Kızıltunç. Jüri ise Köşedőnücü Ferhan Şensoy, onun sadık yardımcısı Osman rolünde izlediğimiz Rasim Öztekin ve Müjdat Gezen'den oluşuyordu.
Ne yaşı ağarmış seçmen moruklar ne de birtakım üst perdeden zırvalayan davul göbek kravatlı soytarılar... Ülkemizin hayatını, geleceğini ellerinde tutan, bütün sorunlarını yaşayan inatçı, kini daima diri Türk gençleri belirleyecek her şeyi, bu gidişata dur diyip durdurmayı... Gerisi fasa fiso. Partiler elbet gelir geçer, kişiler tarihin kirli sayfalarında kurutulur, unutulur, iktidar gider... Gazi Paşa'mızın yolundan ilerleyen Türk gençleri yeter ki birbirini tanısın, kardeş bilsin, birlik olsun, dağılmasın. Biliyorum ki o günleri göreceğiz. Biz bize kaldığımız zamanları... Doyasıya yaşayacağız... 19 Mayıs 2026 07.16

Varsayalımismail • İTC

@Kitaphan
·
Fotoğrafın güzelliğine bakar mısın!
GÜLDÜREN KADINLAR
SUNA PEKUYSAL: "Attırdığım her kahkahaya adam başı bir teklik alsaydım şimdi milyarderdim." NISA SEREZLİ: Güldüren insanları "komik" ve "güldürücü oyuncusu" diye ikiye ayırıyor. GÖNÜL ÜLKÜ: "En büyük zevkim, insanların dün gece size geldik, çok güldük, rahatladık demesi." ADİLE NAŞİT: En çok Münir Özkul'a ve Perran Kutman'a güldüğünü söylüyor. PERRAN KUTMAN: "Ben Langa'lıyım. Sadece mahallemdeki tipleri oynasam yıllarca bitmez.