Edebitiyatral Hatıralar

Edebitiyatral Hatıralar
@Fevziteoman
ARŞİV
Sakallı Celal
Sağlık Taşan Bir İnsan Taşıt araçlarına hiç binmez, yaz kış asker postalları ile kilometrelerce yolu yaya yürürdü. Sınıf arkadaşı matematik profesörü Ali Yar'la yine sınıf arkadaşı Prof. İbrahim Hakkı Akyol'u birer eli ile tutup havaya kaldırdığına tanık olmuştum. Yurdun iki büyük bilginini birer eliyle havada tutabilmek Sakallı Celâl'e çok keyif vermişti. Bir keresinde de, kısa memurluk dönemi sırasında, Aydın'da bir okul müdürü iken okulun ek inşaatında hamallarla birlikte çalışmış, onları hayrette bırakarak onların taşıyamayacağı ağırlıkları sırtlamış olduğunu duymuştum. Celâl Bey, Bahriye Mekteb Nazırı Hüseyin Hüsnü Paşa'nın oğlu ve Mekteb-i Sultani mezunu olduğunu sık sık unutup ve unutturup herhangi bir sokaktaki adam kişiliğine bürünmekten çok zevk alırdı. Ankara vapurunun ünlü süvarisi Şefik Kaptan bana ön güvertede halatları saran sakallı bir çımacının kendisine Lamartin'in Le Lac şiirini ezbere okuduğunu anlatmıştı. Bu kadar güzel Fransızca bilen bu çımacıyı o güne kadar hiç görmediği için baş çarkçıya sormuş, o da bu sakallı zatın İstanbul'dan İzmir'e biletsiz gitmek için boğaz tokluğuna çımacılık istediğini anlatmıştı. Celâl Bey'in istese bu kadarcık parayı dostlarından borç alması işten değildi. Ama öyle esmiş, öyle yapmıştı. Böyle oyunlara bayılırdı. Bir Sohbet Ustası Güç beğenen Ahmed Haşim'e bile, «Celâl'i dinlemek zevklerin en tatlısı ve hazların en mutenasıdır» dedirten de buydu. R'leri g'ye çeviren bir telaffuzu vardı, ki onu bu da ayrıca sevimli yapardı. ... Hem Derbeder Hem Titiz Steinbeck'in Fareler ve Insanlar piyesindeki sevecen Lenny'si gibi, Celâl Bey de fareleri severdi. Bunlara oda-sında ayrı bir köşe ayırdığı, inip çıkacakları merdivenler yaptığı, boş vakitlerde onlarla oyalandığı söylenirdi. Her-kes muhabbet kuşu, kanarya, kedi, köpek
Reklam
Hiçbir şey yapasım yok ve gayet tabii hiçbir şey yapmamak imkanı oldukça potansiyel sahibi duruyor. Yine de ileriye gidip bu zamana bakınca neden bir şeyle uğraşmadım diye kendimi suçlayacağım için edebiyatral hatıralar paylaşacağım. Arşivi Ölür İse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil kitabından alıntılarla renklendirelim bakalım.
Rasim Öztekin'in kızı Pelin Öztekin, Şevket Çoruh'un Galatasaray derbisinde Ali Sami Yen'e yönelik küfürlere eşlik ettiği görüntüler hakkında: "Tribüncülükte her şeye varım ama ben Şükrü Saraçoğlu'na veya Süleyman Seba başkana hiçbir zaman küfür etmedim. Babamın kararına saygı duymakla beraber görse üzülürdü. EMİNİM! Baba Sahne'yi kurup ayakta tutmak Türk tiyatrosu için bir başarı olsa dahi Baba Karakter de olması lazım. Kavuk alkış ister, meşale değil!"
Paylaşacağım İsimler
Sakallı Celal, Abdülhak Şinasi Hisar, Ahmet Hamdi Tanpınar, Asaf Halet Çelebi, Celal Sılay, Cemal Sahir, Haldun Taner'in düşlerine giren kadın, Aliye Berger, Refik Halid Karay, Ahmed Selahaddin (Haldun Taner'in babası), Ahmet Kutsi Tecer, Halide Edip Adıvar, İsmail Dümbüllü, Seha Meray, Orhan Kemal, Kemal Tahir, Ulvi Uraz, Sait Faik Abasıyanık, Sabri Esat Siyavuşgil, Muhsin Ertuğrul, Vâla Nureddin, Naci Sadullah, Aziz Nesin, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz...
Edebiyata karışınca düşüncelerim uçuyor, elinde çikolatayla oraya buraya neşeyle koşuşan çocuklar gibi oluyorum, sanki zaman uçuyor. Hani yaşım küçük olsa ilk gördüğüm insana edebiyat diye sarılacağım, yazar ismiyle bağıracağım.
Reklam