Ötede, Kazak bozkırının kıyısında, hasat mevsiminin akşam güneşi bir tandır ağzı gibi, bitkin, örgün son alevlerini yayıyordu. Gökyüzündeki uçucu küçük bulutları bir yangın aleviyle renklendirip, alçak yerleri şimdiden karanlıklara gömülmüş mor bozkırın üzerine son parıltılarını vuruyor ve ufkun gerisinde yavaş yavaş kayboluyordu.
Kör biri için gökkuşağının renkleri ve sağır biri için kuş sesleri nasıl boşunaysa, yürekle algılanmayan zaman da öyle boşa gider,kaybolur. Ama ne yazık ki düzgün atmasını bildiği halde kör ve sağır nice yürekler vardır.