Bukowski’yi ilk kez okuyorum. Sanırım bazı şeyleri bütün çıplaklığıyla, süslemeye ya da biraz örtmeye gerek duymadan yazma cesareti olduğu için önemli. Çok çirkin şeyleri o çirkinliğiyle gözler önüne sermesi insanı irkiltiyor. Ben edebiyatçı değilim, sade bir okurum, onu eleştirmek haddime değil ancak bende uyandırdığı duyguları yazabilirim. Kitapta bir mezbaha bölümü var, vejetaryen olduğum için beni çok fena etkiledi... Bence etoburlar dahi bunu okuduktan sonra vejetaryen olabilirler. Kitabın son bölümündeki notlarının derlemesi bana daha çok hitap etti, oldukça gerçekçi ve doğru söyledikleri. Kitaba adını veren ilk hikâye de güzel.
Sabahattin Ali’nin çizdiği “aydın” portresi o günden bugüne hiç değişmeden günümüzde de geçerliliğini koruyor.
Yazarın insan çözümlemelerine hayran kalmamak mümkün değil. Temiz, rahat okunan ve ustaca kullandığı dili onun neden edebiyatımızın önemli isimlerinden olduğunun kanıtı.